İçinden sanat, vahşet ve ‘Tosun Paşa’ geçen yazılar

Vergi ödemenin en sanatsal yolunu, önümüzdeki yıllarda kaç cinayet işleneceğini ve Kuzey Kore’nin ‘Tosun Paşa’sını merak ediyorsanız, vakit kaybetmeden aşağıdaki satırlara göz atmanızda fayda var…

Efendim bu sefer sizi öyle uzun ve tek parçalık bir yazıyla karşılama niyetinde değilim. Malum, baharı geldi, yaz kapıda, hayat sokakta! Yani kafayı bilgisayardan veya tabletten kaldırmanın, dışarı çıkıp dolaşmanın, çayırda toprakta civciv misali eşelenmenin zamanıdır…

Dolayısıyla aşağıda fazla vaktinizi almayacak, yahut fırsat bulunduğunda bölüm bölüm okunabilecek üç minik yazı bulacaksınız. Övünmek gibi olmasın, hepsi ilginç konular. Bakın bakalım benimle aynı fikirde misiniz…

1- Sanat sanat içindir, ama vergileri de ödese fena olmaz değil mi?

1. Yazı - Siquerios'un eserleri (4)

Biliyorsunuz son yıllarda uluslararası basının Meksika hakkında yayınladığı haberlerin ekseriyetini uyuşturucu çetelerinin karıştığı çatışma ve infazlar oluşturuyor. Lakin ben ülkede yaklaşık 50 yıldır yürürlükte olan bir yasal düzenlemeden bahsetmek niyetindeyim. Türünün tek örneği olan bu düzenleme, sanatçıların gelir vergilerini ürettikleri eserleri devlete bağışlayarak ödemelerine imkan sağlıyor. Devlet de elbette bu eserlerin turşusunu kurmuyor ve onları müzelere, galerilere veya halkın kullanımına açık alanlarda sergilenmek üzere kamu kurumlarına bağışlıyor.

1957 yılında uygulamaya konulan düzenlemenin fikir babası, Lenin Barış Ödülü sahibi ressam David Alfaro Siquerios. Toplumcu gerçekçilik akımının önemli isimlerinden Siquerios, vergi borçları nedeniyle intiharın eşiğine gelen bir ressam dostunun borcunu eserleriyle ödeyebilmesi için yakinen tanıdığı bir devlet yetkilisine başvuruda bulunuyor. Olumlu karşılanan başvuru, kısa süre sonra genel bir uygulama haline dönüştürülüyor. Tabii ki yalnızca başvuruda bulunan sanatçılar için ve üzerinden devlet sıkıcılığı akan bir sistem dahilinde: Yıl boyu 1 ila 5 eser satan sanatçılar, 1 eser bağışlayarak vergi yükünden kurtulabiliyor. Satılan eser sayısı 6 ila 8 arasındaysa, devlete bağışlanan eser sayısı 2’ye çıkıyor. Sanatçının onlarca eser satması durumundaysa, devlete bağışlanacak eserlerin sayısı en fazla 6’ya kadar çıkabiliyor.

Evet, belki en ideali bir sanatçının hak ettiği değeri görmesi ve bu tip meselelerle uğraşmadan sanatına odaklanabilmesi… Ayrıca devlete vergi ödemeyi doğru bulmayan ve duygusal bağ kurduğu eserini devlete bağışlamak istemeyen sanatçıların varlığından da eminim. Ama yine de vergi konusunda ikinci bir seçeneğe sahip olmanın olmak fena değil bence…

***

2- Kurşunsuz benzin suç oranlarını azalttı mı?

2. Yazı (1)

Geçenlerde bir makale okuyordum: Roma İmparatorluğu’nun neden çöktüğünü araştıran yazar, kurşun zehirlenmesinin en önemli etkenlerden biri olduğu sonucuna vardığını söylüyordu. İddianın kaynağıysa, o dönemde kullanılan su yollarında yapılan incelemelerde sağlığı tehdit edecek miktarda kurşun birikimine rastlanması ve Romalıların gündelik hayatlarında alaşımında kurşun bulunan kapları sıkça kullanmış olmaları… Halsizlik, bitkinlik ve davranış bozukluğu gibi sonuçları olan kurşun zehirlenmesi, şüphesiz Roma’yı çöküşe götüren yoldaki tek etken değil. Ancak pekala imparatorluğun askeri açıdan zayıf düşmesine neden olmuş olabilir.

Diğer yandan atmosfere karışan veya başka yollarla vücudumuza giren kurşun miktarı, günümüzde de hayatımızı pek çok farklı açıdan etkilemeye devam ediyor. Oxford Üniversitesi’nden Dr. Bernard Gesch tarafından yapılan bir araştırma, maruz kalınan kurşun miktarı azaldıkça şiddet içeren suçların oranınının da azaldığını ortaya koyuyor.

Vücuda giren kurşun miktarının beyni etkileyerek şiddet güdüsünü tetiklediğini belirten Gesch, dünya genelinde kurşunsuz benzin kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte, bireysel şiddet olaylarının da düşüş gösterdiğini ulaştığı verileri kanıtladığını da dile getiriyor. Tabii bunda kurşun içeren boyaların azalmasının ve sanayide kurşun kullanımının azalmasının da etkisi olsa gerek.

Konu dış faktörler ve suç oranları arasındaki ilişkiden açılmışken, bir başka araştırmadan da bahsetmem gerek. ABD’de Harvard ve Princeton Üniversiteleri tarafından yapılan araştırmalar, hava sıcaklığındaki yükselişlerin suç oranlarını ciddi şekilde artırdığını ortaya koyuyor. Sıcak havanın insan psikolojisini olumsuz etkilediğini öne süren araştırmalar doğruysa, küresel ısınma nedeniyle bu yüzyıl içerisinde fazladan 30 bin cinayet, 200 bin tecavüz ve 400 bin soygun vakası yaşanacağı öngörülüyor. İyisi mi siz bu aralar klimalı ortamlardan fazla uzaklaşmayın…

***

3- Kim Jong Un: “Hakiki Tosun Paşa” ve bir tutam propaganda

---EDITORS NOTE--- RESTRICTED TO EDITORI

  • Hamburgeri kim icat etti?
  • Kim Jong Il!
  • Ne zaman?
  • 5 yıl önce, 2009’da.
  • Peki ya Mickey Mouse?
  • Çin’de yaratılmış bir çizgi karakter.
  • Şu anki lideriniz Kim Jong Un sizin için ne ifade ediyor?
  • Bir binayı nasıl ki kolonları ayakta tutuyorsa, o da bizim kalbimizin ayakta durmasını, atmasını sağlayandır.
  • Ama özel hayatınıza çok karışıyor. Mesela saçınızı boyamanız bile yasak.
  • Devletimizin belirlediği çok sayıda saç modeli var. Bize yeter de artar bile!
  • Peki bir önceki lideriniz Kim Jong Il’un ölümü sizden neden iki gün gizlendi?
  • Çünkü aramızdan bir Pazar günü ayrıldı ve insanların son isteği insanların tatil günlerinde üzülmesiydi.

Fransız fotoğrafçı Eric Lafforgue’un geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği Kuzey Kore gezisinde Kim adlı üniversite öğrencisiyle yaptığı sohbet, aşağı yukarı bu minvalde ilerliyor efendim.

“Her diktatörün ilginç bir görsel özelliği olmalı” anlayışını (Hitler bıyığı, Kim Jong Il gözlüğü vs.) harita metot defteri kesitini anımsatan saçlarıyla benimseyen Kim Jong Il’in ülkesinde de, farklı düşünen ve rejimin niteliği nedeniyle düşüncelerini ifade edemeyen insanlar vardır şüphesiz. Ancak dış hatlar uçuşlarının yalnızca Çin’le sınırlı olduğu bu dışa kapalı ülkedeki genel vaziyet, devlet eliyle yürütülen propaganda tarafından şekillendiriliyor.

Üstelik yukarıdaki yalnızca sıradan bir örnek. YouTube’a girebilirseniz, genç ve tombik diktatörün ülkesinde üretilmiş çok daha ekstrem propaganda videolarını izleyebilir, gönül rahatlığıyla “Yok artık, bu kadarı da olmaz” diyerek dalga geçebilirsiniz.

Ama sonra lütfen durun ve “Çok güldük, kesin başımıza bir şey gelecek” hissinin bünyenizi ele geçirmesine izin verin. Zira Batı dünyasının veya mensubu olduğumuz Avrasya’nın daha düşük düzeyde propagandaya maruz kalması, Kore halkından daha akıllı, mantıklı, bilinçli veya farkındalık sahibi olduğumuz anlamına gelmiyor.

Farkımız şu: Kuzey Kore gibi kapalı toplumlar olmadığımızdan, isteyerek veya istemeyerek mensubu olduğumuz devletler propaganda faaliyetlerini belli sınırlar dahilinde tutuyorlar. Aksi halde inandırıcılıklarını kaybedeceklerinin ve bedel ödemek zorunda kalacaklarının farkındalar.

Yine de devlet açgözlülüğü, zaman zaman o sınırları aşıyor ve ve aşırı propagandaya maruz kalanlar, tam da o noktada kendilerini sınırlama yetilerini kaybediyorlar. Çünkü propogandist baskının yol açtığı kıstırılmışlık hissi, insan doğasının en temel unsurlarından olan kendini koruma içgüdüsünü harekete geçiriyor.

Öyleyse bir daha düşünün: Yalanlar karşısında başkaldırdıklarında, siyasi duruşunuza göre “kahraman” veya “hain” olarak nitelediğiniz kişiler, diğer unsurlar görmezden gelindiğinde, tıpkı kapana kısılan bir aslan gibi içgüdüsel olarak kendini koruma refleksiyle saldırganlaşan kişiler değil midir? Doğru cevabı bulmak pek de zor olmasa gerek…

Bu yüzden isterim ki “diğerlerini” yargılamadan ve Kuzey Kore’yle dalga geçmeden önce, kimleri kahraman, kimleri hain ilan ettiğinizi ve bu kararlarınızın ne ölçüde progapandist faaliyetler tarafından şekillendirildiğini bir kez daha etraflıca düşünün…

3. Yazı - Kuzey Kore (3)Bu yazım, 28.04.2014 tarihinde haberturk.com.tr’de yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s