Bu akşam çorbalar PIcasso’dan, balıklar FrIda’dan!

Picasso’nun çorbaları kübizmden nasibini almış mıydı? Frida özel konukları için balığı nasıl hazırlardı? Van Gogh ile sürekli soğan kavuran komşunuz arasında ne gibi benzerlikler vardı? Tüm yanıtlar bu yazıda…

Son dönemde kendimi açlıkla terbiye etmiş olmamdan mıdır bilinmez, bu aralar yemek kitaplarına epey düşkünüm efendim. Tabii öyle temcit pilavı misali aynı tarifleri yeni ve fiyakalı isimlerle sunan, yaratıcılıktan uzak kitaplardan bahsetmiyorum. Benim sevdiklerim, ucundan köşesinden edebiyata, resme, müziğe veya popüler kültüre dokunan, farklı içerikleri harmanlayarak bir tür ‘füzyon mutfağı’ oluşturan kitaplar.

The Modern Art Cookbook - Mary Ann CawsBu ‘tadından yenmez’ kitaplardan biri de, sanat tarihçisi Mary Ann Caws’ın imzasını taşıyan ‘The Modern Art Cookbook’. Sanatseverlerin Virginia Woolf, Pablo Picasso ve Salvador Dali biyografileriyle tanıdığı ABD’li profesör, bu kez tek bir isme odaklanmayarak, çok sayıda tanınmış sanatçının gastronomi dünyasıyla kurduğu ilişkileri anlatmış. Üstelik pasajlar, tarifler, fotoğraflar ve natürmortlar eşliğinde, “Yeme de yanında yat,” dedirtircesine!

Hâl böyle olunca, kitaptan birkaç tarifi paylaşmak geldi aklıma. Zira Frida usulü balık yemeden veya Picasso’nun çorbasını içmeden, “Elveda,” dememeli insan bu dünyaya!

Frida Kahlo’dan “Veracruz Usulü Kırlangıç Balığı”

Frida - Fruits of the Earth

Malzemeler:

  • 1 adet kırlangıç balığı (yaklaşık 2 kilo)
  • 6 adet orta büyüklükte patates
  • 20 adet kırmızı biber dolgulu yeşil zeytin
  • 2 yemek kaşığı dolusu kapari
  • 1 yemek kaşığı dolusu kurutulmuş keklikotu
  • 5 adet defne yaprağı
  • 3 dal taze kekik
  • 5 diş sarımsak
  • 2 büyük soğan
  • 8 adet kırmızı biber
  • 1 bardak zeytinyağı
  • Tuz ve taze karabiber

‘Sanatın ve sanatçının dostu’ okurlarımız, Frida’nın yemek yapmayı sevmediğini şüphesiz biliyordur. Ancak Meksikalı ressamın özel konukları için mutfağa girip, elceğizleriyle hazırladığı yemekler de varmış elbette. Örneğin “Veracruz Usulü Kırlangıç Balığı”. Peki Frida’nın tarifi, sahiden de konuklarının anlata anlata bitiremediği kadar lezzetli miydi? Karar vermeden önce aşağıdaki tarifi okumanızda fayda var.

Evet efendim; öncelikle etin yumuşak kalmasına dikkat ederek, balığı bir süreliğine kurumaya bırakın. Ardından üzerine tuz ve karabiber serptiğiniz balığı fırın tepsisine yerleştirin. Balığın çevresini ise Frida tablolarındaki renkleri aratmayacak zenginlikte donatın. Yani domates, soğan, patates ve kırmızı biber dilimlerini, zeytinleri ve sarımsakları, taze kekik ile keklikotunu, kaparileri ve nihayet defne yapraklarını tepsiye dizin. Son olarak karışımı bir bardak zeytinyağıyla nemlendirin.

Sıra geldi pişirmeye… Şimdi o pitoresk tepsiyi önceden 180 derecede ısıttığınız fırına sürün ve 40 dakikalığına pişmeye bırakın. Pişirme işlemi esnasında, fırının kapağını birkaç defa açarak, balığı karışımın saldığı suyla nemlendirmeyi de unutmayın. Ardından kısaca Frida ile Diego’nun ağızlarının tadını ne kadar da iyi bildiğini düşünün ve balığı ‘Frida’ filminin Akademi ödüllü soundtrack’i eşliğinde servis edin. Bir de eğer yakın zamanda Frida’nın diğer tariflerini de içeren bir yemek daveti vermeyi planlıyorsanız, bu satırların yazarına da mutlaka ama mutlaka haber verin!

Vincent van Gogh’tan “Karamelize Soğan”

Van Gogh - Still Life with Drawing Board, Pipe, OnionsMalzemeler:

  • 240 gram arpacık soğanı
  • 1 tam, 1 çeyrek çay kaşığı şeker
  • 3 çorba kaşığı tuzsuz tereyağı
  • 1 tutam deniz tuzu

Efendim, biliyorsunuz ‘mütemadiyen soğan kavuran komşu’ her apartmanın demirbaşlarındandır. Vincent Van Gogh’un günümüzde yaşasa o komşulardan biri olacağını öğrenmek ise, ne yalan söyleyeyim beni biraz bunalttı. Zira Hollandalı zat-ı muhteremin favori yemeği, ‘karamelize soğan’ imiş. Hatta kendisinin güne soğan yiyerek başladığı da rivayetler arasında!

Peki Van Gogh usulü karamelize soğan nasıl hazırlanıyor? Detaylı bir şekilde anlatayım: Küçük bir tencerede suyu kaynatın ve arpacık soğanlarını suya atarak 1 dakika süreyle pişirin. Ardından süzgeçle tencereden aldığınız soğanları kısa süreliğine soğumaya bırakın. Elinizi yakmayacak bir sıcaklığa geldiklerinde, baş ve kök kısımlarını keserek soğanları soyun. Sonraki aşamada tüm soğanları tek bir katman halinde pişebilecekleri büyüklükte bir tavaya yerleştirin ve tavaya üzerlerini kaplayacak ölçüde su dökün. Şimdi şekeri serpmenin ve tuzsuz tereyağını karışıma eklemenin vaktidir.

Yemek orta ateşte bir güzel pişedursun, siz bir parşömen kağıdını (Van Gogh usulü derken boşa konuşmuyoruz!) tavanın üzerini kaplayacak boyutta kesin. Kağıdı tavanın üzerine yerleştirmeden önce, ortasına bir delik açmayı da unutmayın, zira buhar oradan çıkacak.

25-30 dakikalık pişirme süresinin ardından (tavadaki su miktarı azalırsa, az miktarda ekleme yapabilirsiniz), karamelize soğanınız hazır olacak. Ama son bir kritik hamle daha var. Yemeği servis etmeden önce, bir tutam deniz tuzunu soğanların üzerine serpmeyi unutmayın!

Pablo Picasso’dan “Otlu Çorba”

Picasso - Le Gourmet

Malzemeler:

  • 2 demet turp
  • 2 avuç dolusu Frenk maydanozu
  • 2 diş sarımsak
  • 1 demet kuzukulağı
  • 2 çorba kaşığı zeytinyağı
  • 1 yumurta sarısı
  • 6 dilim tost ekmeği
  • Tuz ve taze karabiber

Altı kişilik bir ziyafet vaat eden çorbayı hazırlamadan önce, yapraklarından ayırdığınız turpları, Frenk maydanozları ve kuzukulağı ile birlikte iyice yıkayın. Sonra turpları, tuz ile birlikte servis edilmek üzere başka bir tabağa ayırın.

Frenk maydanozlarını ayıklayıp, sarımsakları diş diş ayırın. Ardından kısık ateşteki tencerede kızdırdığınız zeytinyağının üzerine sırasıyla sarımsakları ve yeşillikleri yerleştirin. Bir sonraki aşamada tencereye 2.5 litre suyu, tuzu ve taze karabiberi ekleyin. Çorbanın yaklaşık 35 dakika süreyle pişmesi gerekiyor. Ama bu süreçte onu yalnız bırakmayın. Ara sıra yanına uğrayın, haline hatrına bakın ve tabii ki şöyle güzelce bir karıştırın.

Yoruldunuz mu? Merak etmeyin, sona yaklaştık… Şimdi çorbayı mikserden geçirin ve içindeki malzemeleri un ufak hale getirin. Ardındansa süzgeçten geçirerek çorba kaselerine dökün. Önceden hazırladığınız yumurta sarısını sıcak çorbayla dolu kaselere bölüştürmenin de vakti geldi. Tabii tuzlanmış turpları da unutmayın ve çorbanın yanında birer dilim tost ekmeğiyle birlikte konuklarınıza servis edin.

Ve lütfen Picasso’nun son sözlerini unutmayın: “Benim şerefime için, sağlığıma için… Biliyorsunuz ben artık içemeyeceğim…” Eh, hep ‘ayran’ içecek değiliz ya, bu kez de en otlusundan bir çorba içelim müteveffanın ruhuna…

TATLI NİYETİNE: Evet, yazıyı fazla uzatmamak için bu seferlik tatlı tarifini es geçtim. Lakin size tatlı niyetine okuyabileceğiniz bir kitap önereceğim: San Francisco Modern Sanat Müzesi’nin içerisindeki Blue Bottle Cafe’nin pasta şefi Caitlin Freeman tarafından kaleme alınan ‘Modern Art Desserts’. Kapağında ilhamını Piet Mondrian’ın eserlerinden ilham alan bir kekin yer aldığı kitap, Warhol’un, Matisse’in ve daha pek çok ünlü sanatçının eserlerini andıran tatlıların tariflerini içeriyor. Muhteşem!

Bu yazım, 13.05.2014 tarihinde haberturk.com.tr’de yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s