Basketbol asla sadece basketbol değildir!

Barcelona ’92, Litvanyalı basketçiler için sıradan bir Olimpiyat değildi… Çünkü onlar, efsanevi rock grubu Grateful Dead’in sponsorluğuyla katıldıkları etkinlikte, gerçek ‘Rüya Takım’ın kendileri olduğunu ispatlamak zorundaydı…

Litvanya Milli Takımı - Barcelona '92

Litvanya Milli Takımı – Barcelona ’92

Efendim, malumunuz Rusya’nın Soçi kentinde düzenlenen Kış Olimpiyatları bugünlerde gündemin ana maddeleri arasında yer alıyor. Tabii her olimpiyatta olduğu gibi, Soçi 2014’te de konuşulan tek mevzu spor değil. Bir yandan Çerkesler etkinliğin atalarının sürgün edildiği topraklarda gerçekleştirilmesine haklı tepkilerini gösteriyor, diğer yandan dünyanın dört bir yanında Putin yönetiminin eşcinselleri toplum dışına itmeyi hedefleyen politikalarına ‘Olimpiyat ruhu’yla karşı konuluyor. Google’ın gökkuşağı renkli olimpiyat doodle’u bunun örneklerinden biri. Benzer şekilde Alman sporcuların giydiği rengarenk üniformanın da homofobi karşıtı mesaj vermeyi hedeflediği söyleniyor. Sahiden öyleyse Almanlar’a “Bravo” diyelim…

Yine de ‘olimpiyat’ ile ‘rengarenk’ kelimelerini yan yana gördüğümde, benim aklım başka bir yere, başka bir zamana ve bambaşka bir olaya gidiyor. Bu nedenle müsaade ederseniz, bugün size olimpiyat tarihinin ilham verici hikayelerinden birini anlatacağım.

İKİ RÜYA TAKIM KARŞI KARŞIYA

Yalnız ve güzel bir ülkenin bağımsızlık mücadelesini, basketbolu, rock’n roll’u, modayı ve elbette politikayı bir araya getiren hikayemizin ilk durağı Güney Kore’nin başkenti Seul. Tahmin ettiğiniz üzere 1988 Yaz Olimpiyatları’ndayız. ABD’nin efsanevi Rüya Takımı, politik önemi sportif öneminin fersah fersah önüne geçen bir basketbol maçında Sovyetler Birliği’yle karşılaşıyor. Olimpiyatlarda oynadığı 85 maçın 84’ünü kazanan ve son mağlubiyetini 16 sene önce alan Rüya Takım, ABD kamuoyunun gözünden düşmemek için müthiş bir efor sarfediyor. Tabii ABD’li oyuncuların suratları kireç gibi… Muhtemelen rakiplerini tüm zamanların en etkili propoganda filmlerinden Rocky 4’teki zalim Rus boksör Ivan Drago’nun türevleri olarak görüyorlar.

SSCB'nin Seul '88'deki kadrosundan... Soldan Sağa: Kurtinaitis, Marciulionis, Sabonis ve Chomicius

SSCB’nin Seul ’88’deki kadrosundan… Soldan Sağa: Kurtinaitis, Marciulionis, Sabonis ve Chomicius.

SSCB takımındaki oyuncuların durumuysa daha zor. Maça çıkmadan önce omzu kalabalık Rus generaller tarafından tehdit edildikleri için, olası bir yenilgi halinde kariyerlerinin çıkmaza gireceğini biliyorlar. Yalnızca iki Rus oyuncunun forma giydiği takımın en tedirgin isimleriyse, sahadaki ilk beşin dördünü oluşturan Litvanyalılar. Yani her basketbolseverin yakından tanıdığı Arvydas Sabonis, Sarunas Marciulionis, Valdemaras Chomicius ve Rimas Kurtinaitis… Gerek Kızıl Ordu, gerekse KGB, bu dörtlünün gelecekte NBA’da oynamak istediğini ve Sovyet takımını kendi ülkelerinin takımı olarak sahiplenmediğini biliyor.

“KAZANMAZSANIZ BAŞINIZA GELECEK VAR!”

Diğer yandan hepsi Kaunas kentinde doğup büyüyen ve çocukluktan bu yana birlikte top süren Litvanyalıları maça motive eden başka bir faktör var: Tecrübeli koçları Alexander Gomelsky, maçı Sovyetler’e kazandırmaları halinde kaçak yollarla da olsa NBA’e gitmelerine yardım edeceğine söz vermiş. Bu sözün etkisiyle Litvanyalı gençlerin sırtladığı Sovyet takımı, müthiş mücadeleli geçen maçın ardından Rüya Takım’ı 82-76’lık skorla mağlup etmeyi başarıyor. Ardından da finalde Yugoslavya’yı yenerek altın madalyayı boyunlarına takıyorlar.

Burada bir parantez açıp, Litvanyalılar’ın neden ABD’ye gitmek istediklerini anlatmakta fayda var. Bu oyuncular, geçmişte ABD ve Avrupa’da pek çok deplasman maçı oynamışlar ve zoraki eşlikçileri olan KGB ajanları ile birlikte o ülkelere gittiklerinde, sıradan sporcuların bile üst düzey imkanlara sahip olabildiklerini görmüşler. Milli sporcular olarak aldıkları maaş, rakiplerinin günlük harcamalarından bile az, yalnızca 100 dolar. Üstelik bu parayla et ve ekmek almak için saatlerce, Volga marka bir otomobil almak içinse ortalama 10 yıl sıra beklemeleri gerekiyor. Uzun lafın kısası, basketçilerimiz gençler, yetenekliler ve en az Batılı meslektaşları kadar iyi koşulları hak ettikleri kanaatindeler…

TANKLARA KARŞI BASKET TOPU

Şimdi hikayenin ikinci durağına, yani en güneydeki Baltık ülkesi olan Litvanya’ya gidelim. Gorbaçov’un Glasnost ve Perestroika ‘açılım’larının da etkisiyle, ülkede uzun süredir varolan özgürlükçü hareketin güç kazandığı günlerdeyiz. “Bir Rus değil Litvanyalıyız,” diyenlerin sayısı hızla artıyor. Konjonktür de konjonktür hani… Dünyanın bir köşesinde Tiananmen Meydanı olayları yaşanıyor, diğerinde koca Berlin Duvarı yerle yeksan oluyor. Bu sürecin devamındaysa Litvanya bağımsızlığını ilan eden ilk Sovyet Cumhuriyeti oluyor. Bu gelişmenin yaratacağı zincirleme etkinin farkına varan Sovyetler, ‘isyancı’ olarak nitelendirdikleri Litvanyalıların üzerine Kızıl Ordu’nun tanklarını sürüyor. En kanlı çatışmaların yaşandığı başkent Vilnius’ta bir gecede 13 kişi ölürken, ayaklanmanın halk geneline yayılmasıyla birlikte Sovyetler geri adım atmak zorunda kalıyor. Nihayetinde Litvanya 1940’tan bu yana ilk kez bağımsız bir ülke oluyor.

Sovyet tankları, Litvanya'nın başkenti Vilnius'ta...

Sovyet tankları, Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta…

Bağımsızlığın ardından uluslararası arenada sesini duyurmak isteyen ülkenin hedefi, 1992 Barselona Olimpiyatları’na katılarak en yetenekli alan olduğu basketbol aracılığıyla kendini dünyaya tanıtmak. Ancak bir sorun var: Ülke açlıkla boğuşuyor ve bu ortamda takımı yurtdışına göndermeleri gibi bir ihtimal bulunmuyor…

SPORUN VE SPORCUNUN DOSTU GRATEFUL DEAD

İşte tam bu noktada, devreye rock’n roll tarihinin en büyük gruplarından Grateful Dead giriyor. Litvanya takımının yaşadığı güçlüklere dair ABD basınında yayımlanan bir makaleyi okuyan grup elemanları, iddiaya göre kafalarının bir miktar dumanlı olduğu bir anda “Neden onlara sponsor olmuyoruz ki?” diyor ve ardından oyuncularla buluşuyor. Litvanyalılar sponsorluk talebi karşısında öyle mutlu oluyorlar ki, grubun öne sürdüğü tek koşulu, yani olimpiyat süresince Grateful Dead tişörtlerine benzeyen rengarenk batik tişörtlerlerle dolaşmayı hiç düşünmeden kabul ediyorlar!

Grateful Dead

Grateful Dead

Artık hikayemizin son durağı olan Barselona’dayız. İlk kez bağımsız bir ülke olarak olimpiyata katılan Litvanya, yarı finale gelene kadar rakiplerini birbiri ardına deviriyor. Üstelik giydikleri rengarenk batik tişört ve şortlarla da tüm dünyanın dikkatini üzerlerinde toplamayı başarıyorlar. Litvanyalıların giysileri, Barselona’daki tüm sporseverlerin sahip olmak için birbirlerini yedikleri ‘hediyelik’ler hale geliyor. Bugün birkaç tanesi Massachusetts’teki Basketball Hall of Fame Müzesi’nde sergilenen smaç basan iskelet temalı tişörtlerin Barselona 92’nin simgesi haline gelmesi, pek çok ABD’linin Litvanya diye bir ülkenin varlığından haberdar olmasına da sebep oluyor.

BU BRONZ, ALTINDAN DAHA DEĞERLİ

Sahaya dönersek, yarı finalde ABD’ye (Kadroda Micheal Jordan, Magic Johnson, Larry Bird, David Robinson gibi isimler var!) karşı oynadıkları maçı kaybetseler de, onlar için asıl önemli olan, üçüncülük için karşılaşacakları Sovyet bakiyesi Bağımsız Devletler Topluluğu takımını mağlup etmek… En az Seul’deki ABD-SSCB maçı kadar gergin geçen karşılaşma, Litvanya’nın 82-78’lik galibiyetiyle sonuçlanıyor.

ABD vs. Litvanya - Barcelona '92

ABD vs. Litvanya – Barcelona ’92

Tüm ülkeyi sevinç ile çılgınlık arası bir noktaya sürükleyen maçın sonunda Sabonis’in ağlayarak yaptığı açıklamaysa, oyuncuların o gün neler hissettiğini bana söz bırakmayacak netlikte ortaya koyuyor: “1988’de Sovyetler için ABD’yi yenerek bir altın madalya kazandık. Ama bugün burada kazandığımız bronz madalya, o altından kat be kat değerli. Çünkü bu madalyanın içinde Litvanya’nın ruhu var…” NBA’in patronu David Stern ise ertesi gün yayınlanan bir televizyon programında “Artık dünyanın ikinci bir Rüya Takım’ı var. Çünkü onlar bir ülkenin rüyasını gerçeğe dönüştürdü,” diyor.

Litvanya, bugün hâlâ basketbolda dünyanın en başarılı ülkelerinden biri. Milli takım seviyesinde katıldıkları turnuvalarda her daim madalya adayları arasında yer alıyorlar. Aynı durum Zalgiris Kaunas başta olmak üzere kulüp takımlarının katıldığı turnuvalar için de geçerli. Sabonis ve Marciulionis’in açtığı yoldan NBA’e giden Litvanyalı oyuncularsa, ABD’lilerin Avrupa’dan yaratıcılıktan uzak, düz oyuncuların çıktığı yönündeki algısını çoktan değiştirmiş durumda.

Litvanya Milli Takımı madalya töreninde

Litvanya Milli Takımı madalya töreninde.

3 MİLYONLUK ÜLKEDEN ALINACAK DERSLER

Peki 3 milyonluk minik Litvanya bu başarıya nasıl ulaştı? Elbette bizim gibi bir turnuvada başarılı, diğerinde başarısız olan ülkelerde olmayan bir şeyle, yani ‘gelenek’ sayesinde… Örneğin 1940’larda, tüm spor takımları rejime karşı oldukları iddiasıyla Sibirya’daki toplama kamplarına sürüldüğünde, “Tesis yok” bahanesine sığınmadan ormanda ders yapan Hababam sınıfı misali ağaçlardan pota, çerçöpten top yaparak basketbol oynamaya devam ettiler. Basketbolun endüstri ve pazarlama boyutuna değil, sportif kısmına ağırlık verdiler. Emekli olan tüm milli sporcular, kendi büyüdükleri ve gençlerinin gözünde kahraman oldukları şehirlerde basketbol okulları açtılar. Hükümetlerse milli kimliklerinin parçası olarak gördükleri basketbolu desteklemek için hem okullarda kapsamlı programlar yürüttüler hem de ülkenin dört bir yanında spor müzeleri açarak ülkenin sahip olduğu mirası onurlandırdılar. Bir de unutmadan; Litvanyalı taraftarlar ne kadar ateşli olsalar da holiganlaşarak halkı spordan soğutmadılar. Nasıl? Ders alacağımız epey nokta var değil mi?

Sibirya'daki toplama kampında basket oynayan Litvanyalılar

Sibirya’daki toplama kampında basket oynayan Litvanyalılar.

NOT – 1: Grateful Dead, halen Litvanya’da en çok dinlenen gruplardan biri. 2000’lerin başında gittiğim ülkede girdiğim her rock bar, gece boyunca grubun birkaç parçasını çalıyordu.

NOT – 2: Litvanya Milli Basketbol Takımı’nın ’92 Barselona macerasını kişisel tanıklıklarla izlemek isteyenlere ‘The Other Dream Team’ belgeselini şiddetle tavsiye ederim!

The Other Dream Team Belgeseli

‘The Other Dream Team’ Belgeseli

Bu yazım, 11.02.2014 tarihinde haberturk.com.tr’de yayımlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s