Müzikte Karadeniz sesi var

Kazım Koyuncu

Karadeniz müziği, son yıllarda türkü barların sınırlarını aşarak rock barlardan caz kulüplerine kadar pek çok farklı platformda sesini duyurur hale geldi. Hırçın denizin sanatçı çocuklarının ve müzik otoritelerin kapısını çaldık, yaşanan değişimi tüm yönleriyle anlatmalarını istedik

Hatırlarım, küçükken bir akrabamızın düğününe gitmiştim. Kız tarafı Karadenizliydi. Sanırım ilk kez orada duydum kemençeyi; yaşım gereği yere yakın olan boyumun da etkisiyle, ilk orada hissettim horon tepenlerin bastığım toprağı titrettiğini. Sonra biraz büyüdüm; kendi grubumu kurdum ve tarzından taviz vermeyen bir rock’çı oldum. Tabii o dönemde türkü dinlemek bize tersti… Ama temposuyla rock’ı aratmayan Karadeniz türküleri yine de kulağımdan eksik olmazdı. Bu yüzden Lazca rock yapan Zuğaşi Berepe’yi dinlediğimde “İşte bu,” demiştim. Grubun solisti, gelecekte tüm Türkiye’nin tanıyacağı, ardından “Gitmeseydin be çocuk, ” diye ağıt yakacağı Kazım Koyuncu’ydu.

Böylece gelenekle gelecek arasındaki kapıyı açtı Zuğaşi Berepe. Ardından Kazım, yani ‘şair ceketli çocuk’, solo albümleriyle, dizilere, filmlere verdiği şarkılarıyla bir zamanlar ‘alternatif’ görüleni kitleselleştirdi. Bu sayede niteliksiz pop yorumlar, yerini nitelikli, modern yorumlara bıraktı ve rock barlardan caz kulüplerine kadar Karadeniz müziğini her yerde, her şekilde duymak mümkün hale geldi.

Peki bu değişim nasıl meydana geldi? Karadeniz müziğininin bugünkü durumu ne ve gelecek bize neler getirecek? Bu soruları hem Kalan Müzik’in kısa süre önce Kazım Koyuncu anısına çıkardığı Karadeniz’e Kalan albümündeki isimlerden Şevval Sam, Ayşenur Kolivar, Marsis ve Karmate’ye hem de müzik eleştirmeni Naim Dilmener ile etnomüzikolog Ayhan Erol’a sorduk.

***

MARSİS: “İSMAİL TÜRÜT GİBİ İSİMLER KAYBOLMAYA MAHKUMDU”

Marsis

Son dönemde Karadeniz rock’ının en popüler grubu, şüphesiz Marsis. Grup üyeleri, “Hedefimiz bu müziği dünyaya duyurmak” diyor.

– Karadeniz müziği, 90’lı yıllarda daha çok türkücülerle ve müzikal açıdan geleneksel yorumlarla gündeme gelirdi. Ancak son yıllarda türkü barların sınırlarını aşıp, rock barlardan jazz kulüplerine kadar yayıldığını, kitleselleştiğini görüyoruz. Sizce bu değişim nasıl bir süreçte, hangi sebeplerle meydana geldi?

– Eğer bir genelleme yapacak olursak, Karadeniz müziğini üç ana bölüme ayırmak mümkündür. Birincisi,  Karadeniz yaylalarında, köylerinde ve şehirlerinde çalıp söylemiş, kayıt teknolojisiyle tanışmamış ozan geleneği, ikincisi Birol Topaloğlu, Fuat Saka, Volkan Konak gibi isimlerin yer aldığı geleneksel ile yenilikçi müzikal tavırların birleştirildiği dönem ve son olarak da öncelikle Zugaşi Berepe’nin Lazca rock olarak tanımladığı müziğinin ortaya çıkışı ve o gruptan da daha sonra Kazım Koyuncu isminin ortaya çıkması. Zugaşi Berepe ve sonrasında Kazım Koyuncu’ nun Karadeniz müziğinde kültürel bir kırılma noktası olduğunu söylemek doğru olacaktır. Bu iki isim, yaptıkları müzik ve kullandıkları politik dil ile, kendi kültürüne ve müziğine yabancılaşmış Karadeniz gençlerini tekrardan bölge dilleri, enstrümanları ve müziğine sahip çıkar hale getirmiştir. Bu durumun ortaya çıkmasında modern enstrümanların ve yenilikçi müzikal tavrın yerini görmekle birlikte kullandıkları politik dil ve yere sağlam basan dünya görüşleri de büyük önem taşır. Popülist söylemler ile günlük müzik yapmamaları, bugün peşlerinden gelen onlarca Karadenizli genç grup ve müzisyenin daha denemeye açık ve cesaretli, rock barlardan caz klüplerine kadar geniş bir alanda yer alabilecek tarzda müzik yapmasını sağladı.

– Geleneksel ve yenilikçi Karadeniz müziğinin temel karakteristik özellikleri nelerdir? Sizin yorumunuz bu özelliklerle ne ölçüde bağdaşıyor; hangi noktalarda ayrışıyor? 

– Geleneksel Karadeniz müziği genel olarak bir enstruman (çoğunlukla da tulum ya da kemençe) ve o enstrümanı çalan kişinin sesi ile icra edilir. Gürcistan’daki müziğin aksine Türkiye’de yaşayan Gürcüler dahil bölgedeki halkların müziği tek seslidir. Bu yüzden, yenilikçi hangi tavır olursa olsun Karadeniz müziğini başka enstrumanlarla armonik olarak zenginleştirme çabası ilk belirgin farkı ortaya çıkarır. Ve yine geleneksel Karadeniz müziği, şarkılar toplulukça söylense de enstrümanlarının yapısı gereği -grup- olarak icra edilmez. Biz kendi bestelerimizde de çoğunlukla ritmik olarak geleneksel Karadeniz müziği içinde en çok görülen 5/8 – 7/8’ilk ölçüleri kullanıyor ve genel olarak tulum ve kemençeyi müziğimizin merkezine alıyoruz.

– Müziğinizi yurtdışında dinleyenler de oluyordur. Onların yorumları nasıl? Dünya genelinde etnik müziklere yönelik ciddi bir merak söz konusu. Karadeniz müziğini dünya sahnelerine taşımak gibi bir hedefiniz var mı?

– Tulum, kemençe ve Karadeniz müziğinde çok kullanılan 5/8, 7/8 ritmler onlara çok ilginç geliyor. Rock müziğe alışık oldukları için de bu karışımı daha kolay sevebiliyorlar. Zaten Karadeniz müziği coşkusu, enerjisi ile daha kolay kabul edilebilir bir müzik türü. Biz de bu müziği bütün dünyaya duyurmak, ulabildiğimiz her yerde çalmak ve herkese tanıtmak istiyoruz çünkü ilgi göreceğini ve sevileceğini biliyoruz.

– Davut Güloğlu ve İsmail Türüt gibi bir dönemin popüler isimleri büyük ölçüde ortadan kayboldu. Böylece piyasada sizin daha nitelikli müzik yapan müzisyenlere yer açıldı. Sizce neden kayboldu bu gibi isimler?

– Popülist tavırlar sergileyerek popüler olmak amacıyla yapılan her iş gibi kaybolmaya mahkumdular zaten. Eğer siz kendinizi satın alınacak bir ürün olarak ortaya koyarsanız satın alınır ve tüketilirsiniz. Bunun yanında oluşturulmak istenen Karadeniz algısı açısından da dönemsel olarak var olmaları -gerektiğini- düşünüyoruz. Fakat ortaya ileriye taşınmaya değecek hiç bir değer koyamadıkları için bugün yoklar.

– Geleneksel ve yenilikçi yorumlar içerisinde en beğendiğiniz müzisyenleri, grupları ve şarkıları, türküleri söyler misiniz?

– Fuat Saka’nın Göç isimli enstrümantal şarkısı bir kemençe konçertosu olması açısından çok ilginç bulduğumuz ve sevdiğimiz bir şarkı. Yenilikçi ve geleneksel tavrın çok iyi bir bileşimi. Kazım Koyuncu – Fadime yeni dönem Karadeniz müziğine düzenlemesi ile çok iyi bir örnek. Karmate-Yaktum Sigarami yine vokal kullanımı ve düzenlemesi ile çok güzel bir örnek.  Geleneksel olarak Ayşenur Kolivar’ın seslendirdiği bir ağıt olan ve her daim içimizi yakan Da im Yusuf Orti, Birol Topaloğlu – E Asiye örnek gösterilebilir. Bunların yanında henüz albümleri olmayan ama yenilikçi tavır açısından başarılı örnekler veren Meluses ve Entu’yu da söylemek gerekir.

***

KARADENİZLİ OLMAK ARTIK GURUR KAYNAĞI

Şevval Sam (Müzisyen, oyuncu):

– “Türkiye’de Karadeniz müziği algısı Kazım Koyuncu’yla birlikte değişikliğe uğradı. Gülbeyaz dizisindeki şarkılarının sound’u o kadar sevildi ki; o döneme kadar tekno ritimler üzerine okunan anlaşılmaz Karadeniz şiveli şarkılardan bıkmış olanlar, bu müzikle birlikte Karadeniz kültürüne de sahip çıkmaya başladı. Gençler artık Karadenizli olmaktan gurur duyuyor. Kazım Koyuncu’nun yerini kimse dolduramaz. Son dönemde ön plana çıkan isimlerdense Ayşenur Kolivar’ı karakteristik buluyorum. Ayrıca İsmail Hakkı Demircioğlı’nun ses rengine ve duygusuna hayranım.”

Şevval Sam– “Dünya genelinde, daha doğrusu Batı dünyasında, etnik müziklere yönelik ciddi bir merak söz konusu. Batının sömürgeci tutumuna dahil edilebilecek bir ilgi bu. Müzik de kültürel bir zenginliktir. Geçmişte yeni topraklar ve kaynaklar arayanlar, bugün de yeni müzikler aramaktadır bir bakıma… Karadeniz müziğiyle ilgili dünya sahnelerinde bir karşılık olabilir mi, açıkçası bilemiyorum. Zira, 5, 7 ya da 11 zamanlı gibi farklı ritm yapılarına aşina olmayan kulaklar için yeni ve ilginç olabilir ama sürekli dinlenen bir müzik olmayabilir.”

***

YENİ NESİL GÖÇMENLER SAYESİNDE KİTLESELLEŞTİ

Ayşenur Kolivar (Müzisyen, akademisyen):

– Karadeniz müziğinin yaşadığı değişim ve kitleselleşme, Doğu Karadeniz’den metropollere yaşanan göçün evrimi ile ilişkili. Metropollere göç etmiş olan Karadenizlilerin niceliği ve niteliği değişti diyebilirim. Eski göçmen kuşağı daha çok yöre derneklerinde kendi kültürlerini yaşardı. Ancak kent içerisinde yetişen ya da kente daha hızlı adapte olan yeni kuşaklar için durum farklı. Bu genç ve orta yaşlı Karadeniz göçmen kuşağı, kent içerisinde kendi kimlikleriyle kalıcı olarak var olmayı talep ediyor. Bunun ilk örneğinin, kendi yerel kültürünü metropollerde zamanında yaygın olan arabesk müzik kültürüyle buluşturmaya çalışan rahmetli Erkan Ocaklı olduğunu düşünüyorum. Ancak Volkan Konak ve Kazım Koyuncu ile birlikte bu talep kentlerde Karadenizli olmayanlardan olumlu bir karşılık buldu ve Karadeniz göçmenlerinin sınırlarının ötesine geçen bir kitleselliğe kavuştu.

– “Yenilikçi olarak niteleyebileceğiniz çeşitlemelerin temel karakteristiği, içinde yaşamaya başladığı yeni coğrafya ve kültürlerle iletişim kurma çabasıdır. Kendi yaptığım müziği de kültürümü kendi algıladığım biçimde ifade etme çabası olarak tanımlayabilirim. Bu çaba içerisinde elbette geleneksel olarak nitelediğimiz unsurları, örneğin dilleri, icra formlarını ve temaları kullanıyorum. Başka türlüsü de zaten mümkün gelmiyor bana. Kendi dilinizi kullanmadan kendinizi ifade edebilir misiniz? Ancak kendimi ifade edebilmek için aynı zamanda bu unsurların sınırlarını zorlamam gerekiyor. Örneğin bazen kelimeler halinizi ifade etmeye yetmez, bu yüzden onlara yeni anlamlar yüklemeniz gerekir. Ben kendi yaptığım çalışmaları bu şekilde görüyorum.”

– “Yaptığım müziği dünya sahnelerine taşımayı istiyorum Ancak yerel müzikleri bir tür ilkel müzik egzotizmi içerisinde değerlendirenlerden uzak durmaya çalışıyorum. Sonuçta müzik yaparken esasen bu coğrafyadaki insanlık hallerini anlatıyorum. Sözgelimi Hemşince bir ağıt söylediğinizde dünyanın bir ucundaki insanlar da sözlerini anlamasalar bile ölüm karşısındaki tarifsiz kederi hissediyor. Benzer duygular farklı müzikal dillerde ifade ediliyor yalnızca. Ama bazen bir dildeki bir kelime ya da bir kültürdeki bir yerel ezgi başka bir dilde bulamayacağınız algıların kapılarını açıyor size. Benim derdim de bir anlamda kendi kültürümdeki bu özgün tarafları paylaşmak. Karadeniz’den dünyaya anlatabileceğimiz bir hikaye çıkacağını düşünüyorum.”

– “Karadeniz müziğinin form açısından çeşitlenerek uzun bir süre ayakta kalacağını düşünüyorum. En azından Karadeniz coğrafyasında bu kültürler yaşamaya devam ettikçe bu müziğin de bir şekilde var olacağına inanıyorum. Bu arada çalışmalarını beğenerek takip ettiğim müzisyenlerin başında Birol Topaloğlu, Vova ve İlknur Yakupoğlu geliyor.”

Ayşenur Kolivar

***

ŞİVE YETMEZ, RUHU YANSITMAK GEREK

Naim Dilmener (Müzik eleştirmeni):

– “Karadeniz müziğinin kitleselleşmesinde, Kazım Koyuncu’nun yaptığı ihtilalin payı büyük. Ama yine de bu tür rüzgarlar, tek tek kişilerin çabaları ile değil, toplumun genel olarak bu ya da benzeri şeyleri talep etmesiyle ortaya çıkar. Tıpkı arabesk, pop ya da başka müzik türlerinin yükselmesi ya da gerilemesinde olduğu gibi.”

– “Eğer standart bir müzik (mesela pop ya da rock) yapıyor ve müziğinize o bölgenin ruhu, dünyası, bakışı ile yeni bir şey katmıyorsunuz, sadece Karadeniz şivesi ile söylenmiş bir müzik, müziğinizi Karadeniz müziği haline getirmez. Davut Güloğlu mesela; bildiğimiz standart (hatta zaman zaman standarttan daha düşükçe) pop yapıyor ve müziğini Karadeniz’e özgü bir müzik saymak mümkün değil… Ama Kazım Koyuncu mesela (şimdilerde kardeşi Niyazi Koyuncu da öyle); elbette bölgenin ruhunu okuyan/yansıtan, bize ayna tutan bir müzik yapmaktalar. Demek istediğim, burada bizi bağlaması gereken birincil özellik müzikal tür değil, daha çok ruh ve atmosferdir. Ve elbette, yöreye özgü enstrümanların layıkıyla diğer enstrümanların arasına kaynaştırıp kaynaştırılmadığıdır.”

– “Yeni kuşaktan Kazım Koyuncu, Niyazi Koyuncu, Marsis, Karmate ve Gökhan Birben en çok sevdiklerim. Eski kuşaktan ise Hacı Taşan’ı tek geçerim. Divane Aşık şarkısı ise en çok sevdiğim Karadeniz ezgisidir; “Sen yağmur ol ben bulut/Maçka’da buluşalım” gibi dokunaklı bir dize zor bulunur.”

***

DEVLET TEKELİNİN SON BULMASI ETKİLİ OLDU

Prof. Dr. Ayhan Erol (Etnomüzikolog – Dokuz Eylül Üniversitesi Müzik Bilimleri Bölümü):

Karadeniz bölgesi, kimliği, kültürü vb. ile ilişkilendirilebilecek müzik pratiklerinde önemli bir değişim yaşandığı çok doğru. Bunun tek bir nedeni yok. Pek çok etkenin bir araya geldiği bağlamsal bir bütünleşme sürecinin sonucu olduğunu söylemek burada önemli. Ancak belki de daha önemlisi şudur: Bu değişim, aslında Türkiye’deki pek çok yerel, dinsel, dilsel, etnik vb. topluluğun müzik pratikleri için de geçerli. Daha açık bir deyişle, Türkiye coğrafyasında yaşayan birbirinden farklı somut toplumsallıklar (yerel, etnik, dinsel aidiyetler vs.), kendilerini  yeterince ifade edemediklerini düşündükleri soyut toplumsallığın (ulus-devlet) homojenleştirici eğilimlerinin yapıbozumu eşliğinde, 1990’lı yıllardan başlayarak farklılıklarını açıkça ifade etme olanağına kavuşmaya başladı.

Somut toplumsallıkların kendilerini diğerlerinden ayırmada, farklılıklarını vurgulamada kullandıkları en önemli ifade kültürü pratiklerinden biri elbette müziktir. Burada gerçekleşen şey şudur: Bir yandan somut bir toplumsallığa ait bir müzik kültürünün, soyut toplumsallığın ideolojik formülasyonu çerçevesinde homojenleştirildiği bağlamdan daha somut ve belki de daha güvenli bir aidiyet gereksiniminin eşliğinde ayrışması, diğer yandan da bu müzik kültürünün ‘pek çok etkenin bir araya geldiği bir başka bağlam’ çerçevesinde yeniden canlandırılması.

Peki burada söz konusu olan değişimin nedenine va nasılına açıklık getirecek bağlamın bileşenleri nelerdir? Yani ‘Bu değişim nasıl bir süreçte, hangi sebeplerle meydana geldi?’ sorusuna nasıl yanıt verilebilir? Kısaca ifade edeyim. Sosyal, ekonomik ve politik gelişmelere bağlı olarak çokkültürlülük dalgası içinde çeşitli somut toplumsallıkların (dil, din, coğrafi yerlem, etnisite vb. gibi) kendini ifade etme arzularının yükselişe geçmesi, yaratıcı oryantasyonu belli bir somut toplumsallığın üyesi olan çekirdek bir müzisyen grubu önderliği, kitle iletişim araçlarında devlet tekelinin son bulması, böylece ulusal ve yerel ticari medyanın ortaya çıkması; müzik endüstrisindeki gelişmeler ve internetin yaygınlaşması…”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s