Bu gidişle hepimizi gömersin Süpermen!

superman 1

27.04.2013 tarihinde yayımlanmıştır.

Bu yıl 75 yaşına bassa da, ihtiyarlamak bir yana gücünün hâlâ zirvesinde Süpermen. Hâl böyle olunca, 75 yılın en ilginç tartışmalarını, unutulmaz maceraları ve kahramanımızın geçmişine dair can alıcı noktaları bir araya getirdim
 
Yıl 1938… Dünya, tarihin göreceği en büyük savaşa doğru adım adım ilerliyor. Türkiye büyük liderini uğurlarken, Antalya’da geleceğin siyasetçisi Deniz Baykal, İzmir’deyse bir bebek için kulağa fazlasıyla ‘bas’ gelen sesiyle Tanju Okan dünyaya geliyor. Çizme’de Claudia Cardinale doğarken, Kara Kıta’da Kofi Annan, Yeni Dünya’daysa gelecekte bizi Serseri Aşıklar filmiyle kendine âşık edecek Jean Seberg, güzel gözlerini açıyor.

Aynı yılın nisan ayında, ABD’de yeni bir çizgi roman yayımlanmaya başlıyor. Tarihin ilk gerçek süper kahramanının maceralarını anlatan bu çizgi roman, iddialı adının da etkisiyle bayilerde çıkar çıkmaz tükeniyor. Uzun süredir ellerinde tuttukları çizgi romanın haklarını DC Comics’e sadece 130 dolara satan Ohio’lu lise öğrencileri Jerry Siegel ve Joe Shuster, durumu görünce haliyle “Vay başımıza gelenler!,” deyip kara kara düşünmeye başlıyor ve gelecekte Süpermen üzerinden daha fazla para kazanmalarına imkan sağlayacak davayı açıyor.

Sonrası zaten hepimizin malumu… Süpermen, 1950’lerden itibaren aralarında Türkçe’nin de bulunduğu farklı dillere çevriliyor ve ABD’nin yanı sıra envai çeşit memleketin de başlıca kahramanları arasına giriyor. Kahramanımızın adını taşıyTan filmleri, dizileri izleyen, oyunları oynayan çocuklar, rüyalarında onun gibi yumruklarını havaya kaldırıp uçuyor; Louis Lane bıyıkları henüz terlemeye başlamış biz delikanlıların dünya ahiret bacısı haline geliyor. Tabii Yeşilçam da bu duruma kayıtsız kalmayıp, 1979’da Türk Süpermen’i Tayfun’un hikayesini Süpermen Dönüyor adıyla beyaz perdeye taşıyor.

Uzun lafın kısası, haziran ayında yeni filmi vizyona girecek olan, tüm zamanların en büyük ikonlarından Süpermen, 75 yaşına da bassa kimileri için kahraman, kimileri içinse beyaz atlı prens olma niteliğini koruyor. Biz de bu vesileyle “Senin yaşgününü atlamak haddimize mi Süperdost?” diyerek, 75 yılda yaşanan ilginç olayları, tartışmaları, yayımlanan unutulmaz maceraları hatırlatalım dedik. Ne diyelim? Yüzüncü yaş pastasını da hep birlikte keseriz inşallah!

***

Şeytani bilim adamıydı, hasbelkader ‘üstinsan’ oldu

Süpermen ilk yaratıldığında dünyayı ele geçirmeyi hedefleyen dazlak ve kötücül bir bilim adamıydı. Yani daha sonra bir kahraman olarak yeniden yaratılacak Süpermen’in en büyük düşmanlarından Lex Luthor’u fazlasıyla andırıyordu. Şeytani bilim adamının The Reign of the 26-08-2011 12-50-37 PMSuper-Man adlı macerası, 1933 yılında bir fanzinde yer aldı ancak yayımcılar tarafından beğenilmedi. Bunun üzerine serinin yaratıcıları Shuster ve Siegel, Nietzsche’nin üstinsan kavramından esinlenerek aynı isimle yeni bir kahraman yarattı. Nietzsche’nin kastettiği üstinsan uçabilen, gözlerinden lazer çıkan bir uzaylı değildi elbet, ama zaten hikayedenin genelinde de Süpermen’in asıl ön plana çıkan özelliğinin erdemleri olduğu sıkça vurgulanıyor. Tabii Hitler faşizmine dayanak olan üstinsan düşüncesinin, iki Yahudi öğrenci tarafından başka bir boyutuyla idealleştirilmesi de ilgi çekici bir konu.

***

Superman mi güçlü, Muhammed Ali mi?

1978 yılında yayımlanan özel bir sayıda, Scrubb adlı bir uzaylı ırkı, dünyanın en büyük dövüşçüsüyle kendi şampiyonları arasında bir savaş yapılmasını talep ediyor, “Bu talebimizi kabul etmezseniz, dünyanızı başınıza yıkarız,” diyor. Tabii maçı kazanırlarsa yine dünya başımıza yıkılacak, orası kesin. Haberi alan Süpermen gönüllü olup bir adım öne çıksa da, Muhammed Ali bu durur mu? “Sen dünyalı bile değilsin, ayrıca sarı güneşin olmadığı gezegenlerde süper güçlerin hiçbir işe yaramaz,” diyor. Sonuçta ikisi arasında, uzaylıyla savaşacak kişinin seçilmesi için tüm zamanların en büyük boks mücadelesi düzenleniyor. Süpermen’in özel güçlerini kullanmadığı maçı Ali kazanıyor. Ardındansa ikili el ele verip dünyayı kurtarıyor.

Çizgi romanın kapağıysa, hem iki kahramanı ringde göstermesi hem de tribünlerde Frank Sinatra’dan The Jackson 5’a, Andy Warhol’dan Pele’ye ve Kurt Vonnegut’tan Batman’e yer vermesi nedeniyle tüm zamanların en çekici kapaklarından biri olarak zihinlere kazanıyor. (Bu arada bu çizgi romana Johnny Wakelin’in 1977’de yazdığı Muhammad Ali – The Black Superman şarkısının ilham verdiğini de söylemeden geçmeyelim.

superman 2

***

Süpermen semavi dinlere tabi mi?

Efendim söz konusu bu kadar sevilen bir kahraman olunca, insanlar da elbette onun kendi dinlerine mensup olmasını istiyor. Süpermen’in Yahudi olduğu sıkça dillendirilen bir görüş. Bu görüşü savunanlar, çizgi romanın iki yaratıcısının da Yahudi olduğunu hatırlatıyor ve kahramanımızın gerçek adı olan Kal-El’in ve babasının adı Jor-El’in İbranice isimleri andırdığını söylüyor. Zaten her iki ismin sonundaki -el eki, İbranice’de ‘tanrı’ manasına geliyor. Ayrıca tıpkı bebekken ailesinin Firavun’un gazabından kurtarmak için bir sepete koyarak Nil Nehri’ne bıraktığı Hz. Musa gibi, Süpermen de gezegeni yok olmadan önce yalnız başına minik bir kapsüle yerleştirilerek ailesi tarafından dünyaya gönderiliyor.

Güçlü bir baba tarafından, dünyayı kurtarması ve insanoğluna ‘ışığı’ göstermesi için gönderilmiş bir oğul. Mucizeler gösterebilen, öldükten sonra dirilebilen bir kahraman… Süpermen’in Hıristiyan olduğunu savunanlar da, kahramanımızla Hz. İsa arasındaki bu benzerliğe ve daha pek çoğuna dikkat çekiyor. Tabii bize de “Uzaylılar semavi dinlere tabii midir?” şeklinde sonu gelmeyecek bir tartışmayı başlatmak düşüyor.

***

Meslektaşımızdır, laf söyletmeyiz

Biliyorsunuz, Süpermen’in ‘titrek’ alter egosu Clark Kent, Daily Planet adlı bir gazetede ardındansa televizyonda çalışıyor. Söz konusu gazetenin çizgi romanda sık sık gördüğümüz binası, Süpermen’in yaratıcılarından Joe Shuster’ın çocukken sokakta sattığı Kanada gazetesi Toronto Star’ın (şimdiki adıyla Daily Star) eski, ikonik binasından esinlenilerek çizilmiş. Bu arada Clark Kent’in kızıl saçlarıyla nam salan muhabir Louis Lane ile burada tanıştığını da notlarımıza ekleyelim.

***

Yoksa Hasan Cemal, Clark Kent mi?

Süpermen, Türkiye’de ilk olarak 1955 yılında Yeni Sabah gazetesinde gazete bandı olarak yayımlandı. Daha sonra da çizgi romanları ve filmleriyle, Hasan Cemalhalkımız tarafından epey benimsendi. Meslek büyüğümüz Hasan Cemal’in yıllarca köşesinde kullandığı fotoğrafsa, bir dönem “Yoksa Hasan Cemal, Clark Kent mi?” sorusunu zihnimize taşıdı.

Diğer yandan Türkiye’de sık sık “Donunu taytının üstüne giyen adamdan kahraman olmaz,” sözleriyle eleştirilse de, 2000’lerin başında modadaki Süpermen akımına şahitlik ettik. Cem Yılmaz’dan Doğuş’a (ki bir ara kendisini gerçekten Süpermen sanıp araba kaldırmaya kalkışmıştı) pek çok ünlümüzün yanı sıra Taksim’in alternatif gençliği, Süpermen tişörtlerini ikinci bir deri gibi benimsemişti.

***

ABD vatandaşlığından çıkacağını açıkladı

Superman’in değişen koşullara uyum sağlama özelliğinden de bahsetmek gerek. İkinci Dünya Savaşı’na kadar gerçek ve adalet için savaşan kahramanımız, savaş sırasında bu ikilinin yanına Amerikan yaşam tarzını da ekledi ve hatta ABD halkını savaş tahvilleri almaya teşvik etti. Ayrıca Siegel ve Schuster’ın savaş sırasında Look dergisi için hazırladıkları macerada, Superman Hitler’e karşı mücadele etti. Savaşın ardından McCarthy döneminde Amerikan milliyetçiliğinin sembollerinden biri haline gelse de, dünyadaki genel değişimin de etkisiyle, 1970’lerde Christopher Reeve’in beyaz perdede canlandırdığı Superman, geçmiştekinden daha insancıl, daha hassas bir karaktere sahipti. Tabii Soğuk Savaş’ın etkisiyle o dönemki filmlerde Amerikan yaşam tarzı vurgusu oldukça yoğundu. Superman, artık işçilere de geçmişteki kadar yardım etmiyordu.

ABD ve müttefiklerinin İslam dünyasına savaş açtığı bu dönemde çekilen Superman Returns’de (2006), kahramanımızın özellikleri ve davranışları neredeyse Hz. İsa’yı simgeliyordu. 2011’e gelindiğindeyse, Süpermen herkesi şok eden bir davranışa imza attı: İran’daki bir rejim karşıtı gösteriye giden namıdiğer Çelik Adam, bu konuda ülkesinin ulusal güvenlik danışmanıyla tartışma yaşayınca, hareketlerinin ABD politikasının uzantısı olarak görülmesinden sıkıldığını ve bu yüzden ABD vatandaşlığından çıkmaya karar verdiğini açıkladı. Bu arada Süperman’in sayfalarına başta John F. Kennedy olmak üzere pek çok ABD başkanı da defalarca konuk oldu.

***

Üç beyazdan uzak durması gerek

– DC Comics’in ilk sayısını 1938’de yayımladığı Süpermen, 1941’e kadar yayımlanan sayılarda uzun atlayışlar yapabilse de uçma yeteneğine sahip değildi. Ayrıca 1958 – 1974 yılları arasında Süpermen’in sevgilisi Louis Lane’in adını taşıyan bir çizgi roman yayımlandı.

– Joe Shus­ter, Süpermen’in ve Clark Kent’in (Bu isim Clark Gable ve Kent Taylor’ın isimlerinin birleştirilmesiyle oluşturuldu) dış görünüşlerini belirlerken, sessiz film döneminin büyük yıldızları Douglas Fairbanks Sr. ve Harold Lloyd’dan esinlendi. Louis Lane’in görünüşü içinse, daha sonra Süpermen’i yazan Jerry Siegel ile evlenecek olan, Siegel’in lise aşkı Joanne Carter’den esinlenildi. Süpermen’in maceralarının geçtiği kentin adı Fritz Lang’in kült filmi Metropolis’ten (1927) alındı.

– Süpermen’in boyu 1.91 metre, kilosuysa 102. Yani vücut kitle endeksi hesaplamalarına göre kahramanımızın 17 kilo fazlası var. Gün içerisinde epey kalori yaksa da, kendisine bir süreliğine üç beyazdan uzak durmasını tavsiye ederiz.

– “Herkes bu kadar akılsız mı? Bir gözlük takıyor, kimse bunu tanımıyor,” diyenlerdenseniz, işin tek sırrı gözlük değil sevgili okurlar. Süpermen, ses tellerini kontrol ederek sesini değiştiriyor, tümüyle farklı bir vücut dili kullanıyor, daha bol kıyafetler giyerek adeleli vücudunu saklıyor.

– Dişçi korkusu süperlik dinlemiyor sevgili okurlar. Zira Süpermen’in en büyük korkularından biri dişçiye gitmek. Diğer yandan kahramanımızın en sevdiği müzik gruplardan biriyse 80’lerin popüler grubu Was (Not Was).

– Süpermen temalı film ve dizilerde rol alan oyuncuların kaderi, ancak ‘lanetli’ olarak bilinen Onassis ve Kennedy aileleriyle karşılaştırılabilir. Örneğin The Adventures of Superman’de kahramanımızı canlandıran George Reeves, 45 yaşındayken tabancayla öldürüldü. Sinemada dört kez Süpermen’i canlandıran Christopher Reeve, attan düşüp felç oldu. Yine dört filmde Louis Lane’i canlandıran Margot Kidder, ruh sağlığını kaybederek sokaklarda yaşamaya başladı. Superman 3’te rol alan ve 2005’te ölen Richard Pryor’a ise MS teşhisi kondu.

***

Kripton yöresinden şarkılar, türküler

Popçu Gülşen, Süpermen adlı bir şarkı yapmış olsa da, bizim gözümüzde MFÖ’nün Ne Bileyim Ben’inin yeri ayrıdır: “İnsan olmak yetmez, yetmiyor zaten / Süpermen, Süpermen olmak lazım bazen…” Ama aşağıdaki şarkıları da tavsiye ederiz.

– Superman – The Clique/R.E.M.
– (Wish I Could Fly Like) Superman – The Kinks
– Kryptonite – 3 Doors Down
– Superman – Eminem
– Superman’s Song – Crash Test Dummies
– Waitin’ For A Superman – Flaming Lips
– Silvergun Superman – Stone Temple Pilots
– Superman Lover – Johnny Guitar Watson
– Sunshine Superman – Donovan
– Superman – Goldfinger

superman 3

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s