Sen arabayı sür, ben keyİf yapayım

25.11.2012 tarihinde yayımlanmıştır.

Türkiye’de dakikada iki trafik kazası yaşanıyor. Ancak trafik canavarının suyu ısındı… Sürücüsüz araç teknolojisi, gündelik hayatımızı değiştirmeye hazırlanıyor

sürücüsüz araç

74 ölü, 461 yaralı… 71 ölü, 396 yaralı… 39 ölü, 187 yaralı… Toplam 184 ölü, 1044 yaralı. Yalnızca son üç bayramdaki trafik kazalarında kaybettiğimiz ve kaybetmenin eşiğine geldiğimiz canların sayısı bu. Belki ‘can’ları bu tür matematiksel toplama işlemleriyle istatistiki veriler haline getirdiğimiz için akıllanmıyoruz bir türlü. Yolculuk süresini kısaltmak için gaza basarken, ömrümüzü kısaltmayı göze almamızın başka bir açıklamasını bulmak kolay değil… Peki korkmadan yola çıkmamızı veya uzun mesafe kat edecek yakınlarımızdan “Gittim,” haberini alana kadar endişeyle beklemememizi mümkün kılacak bir yöntem var mı? Yakında olacak… İnsan beşer, kuldur şaşar düşüncesiyle ‘yola çıkan’ ve dolayısıyla ulaşımdaki insan unsurunu büyük ölçüde tedavülden kaldırmayı planlayan sürücüsüz araç teknolojisinden bahsediyorum. Şimdi geleceğe damgasını vuracak bu teknolojiyi anlatmaya çalışalım.

HEM VAKİT, HEM NAKİT TASARRUFU

Sürücüsüz araçları en basit haliyle şöyle anlatabiliriz: Detaylı bir teknolojik düzenekle donatılacak araçlar; çevrelerini, yolu ve diğer araçları algılayarak, GPS aracılığıyla sizin yönetiminize ihtiyaç duymadan, belirlediğiniz hedefe gidebiliyor. Yani arabaya binip koltuğunuza kurulacak ve vitese, direksiyona dokunmadan istediğiniz noktaya ulaşabileceksiniz. Diğer yandan trafik kazalarının yüzde 93’ünün insan hatalarından kaynaklandığı göz önüne alınırsa, sürücüsüz araçların en büyük faydası, bu kazaların önlenmesi olacak. Tabii faydalar bununla sınırlı değil. Şimdi sıradan bir iş gününü düşünelim ve sürücüsüz araçların size hangi faydaları sağlayabileceğine göz atalım:

– Öncelikle boş zamanınız artacak. Diyelim ki İstanbul’un Anadolu yakasında oturuyorsunuz ve Avrupa yakasındaki ofisinize arabayla gidip geliyorsunuz. Kendi kendini idare edebilen arabanız sayesinde, yolda kitap okuyabilir, köprüden Boğaz’ı seyredebilir, tweet atabilir veya kahvenizi içebilirsiniz.

– Ortalama bir araç, ömrünün yüzde 96’sını park halinde boş durarak geçiriyor. Sürücüsüz araçlar bu durumu da değiştirecek. Diyelim ki işten geç çıkacaksınız ama çocuğunuzu okuldan almanız gerekiyor. “Patrondan nasıl izin alırım?” diye telaş etmenize gerek kalmayacak. Otomobilin GPS’ine okulun adresini ve ardından gidilecek ev adresini gireceksiniz; siz işlerinizi bitirirken, çocuğunuz otopilot sayesinde eve gidecek.

– Mesai nihayet bitti! Çocuğu eve bıraktıktan sonra işyerindeki park alanına gelen otomobilinize geçip radyoyu açıyor, koltuğu geriye yatırıp tatlı bir dinlenceye dalıyorsunuz. Evin önüne geldiğinizde araç uygun park yerini bulup, sizi bir dertten daha kurtarıyor.

– Tabii bu durum bütçenizi de olumlu etkileyecek. Sistem gereği araçlar trafikte alıştığımız mantık dışı davranışları sergileyemeyeceği için, trafiğin akışı hızlanacak, benzin masrafınız azalacak. Kaza ihtimali de azalınca, araç sigortasına duyduğunuz ihtiyaç ve doğal olarak ödeyeceğiniz para düşecek.

– Peki sürücüsüz araçlar ne zaman yaygın şekilde kullanılmaya başlanacak? ABD’deki üç eyalet sürücüsüz araçların kullanılması için gerekli yasal düzenlemeleri yaptı bile. Ancak sektör uzmanlarına göre bu araçlar en erken 2018’de yola çıkacak ve 2025’ten itibaren standart hale gelecek. Google ile Toyota arasındaki işbirliğinin yanı sıra General Motors, BMW, Volkswagen, Audi ve Volvo da sürücüsüz araçlar üzerinde çalışıyor.

sürüsücüz araçlar

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s