Siyahilerin ‘parka’sı mı, rahatlığın simgesi mi?

03.06.2012 tarihinde yayımlanmıştır.

ABD’de 17 yaşındaki bir siyahi gencin kapüşonlu sweat-shirt (hoodie) giydiği için şüpheli görülerek öldürülmesi, dünya genelinde bir ‘kapüşon’ tartışmasının başlamasına sebebiyet verdi. Biz de geçmişten günümüze farklı toplumsal sınıflarla özdeşleşen hoodie’lerin hikayesini sizin için araştırdık

İdeolojik halay, solcu parkası, sağcı bıyığı gibi kavramlar üretmiş bir toplum olarak, her tür davranıştan veya giyim kuşam unsurundan sosyo-politik mesajlar çıkarmakta ustayız. Ancak bu, yalnızca bize özgü bir alışkanlık değil. Başta ABD ve İngiltere olmak üzere pek çok ülkede, hoodie (kapüşonlu sweat-shirt) giymek, hele bir de ‘tehlikeli’ mahallelerde yaşıyorsanız, ‘şüpheli’ olarak algılanmanıza neden oluyor. Diğer yandan rahatlıktan taviz vermeyen pek çok ünlü de hoodie’lerini sırtlarından çıkarmıyor. Şu günlerdeyse hoodie’ler, dünya genelinde yaygınlaştıkları 1990’lardan bu yana ilk kez bu kadar çok tartışılıyor. Bu durumun sebebi, birkaç ay önce ABD’de Trayvon Martin adlı hoodie giyen bir gencin polis tarafından şüpheli görülerek öldürülmesi oldu. Olayın ardından on binlerce kişinin katıldığı protesto gösterileri düzenlendi. Biz de buradan hareketle, yıllar içinde tıpkı kot pantolonlar gibi her tür moda akımından bağımsız bir temel giyim unsuru haline dönüşen hoodie’nin hikayesine bir göz atalım dedik. Kapüşonlu giysilerin geçmişine bakıldığında dikkat çeken ilk nokta, bu giysilerin ilk günden bu yana farklı sosyal sınıflarla özdeşleşmiş olması. Kapüşonu bir tür ‘üniforma’ haline getirerek kullanan ilk sınıf, ruhban sınıfıydı. Bugünkü hoodie’lerin atası olan kapüşonlu cüppeler, yüzyıllar boyunca Katolik rahiplerle özdeşleşti. Hatta 1520 yılında kurulan bir Katolik tarikatı, cüppelerinden dolayı ‘Kapusenler’ olarak anılıyordu.

BUZHANE İŞÇİLERİ İÇİN TASARLANDI

Ruhban sınıfının ardından, işçi sınıfı tanıştı kapüşonla. 1930’ların New Yorku’nda, Champion firması soğuk hava depolarında çalışan işçiler için ilk hoodie’leri tasarladı. Ancak işçiler, rahatlığı dolayısıyla mesai saatleri sonunda bile bu kıyafeti üzerlerinden çıkarmıyordu. Böylece sokaklardaki kapüşonlu erkeklerin sayısı artmaya başladı. New Yorklu öğrencilerse, işçilerin ardından hoodie giymeye başlayan ikinci grup oldu. O günlerde daha çok New Yorklu erkeklerle özdeşleşen kapüşonlu sweatshirt’lerin, ülke genelindeki kadın ve erkekler arasında yayılmasına aracı olansa, ABD tarihinin en etkili modacılarından Claire McCardell’di. Onun tasarımları sayesinde, 1940’larda ve 1950’lerde hoodie’ler, Amerikan modasının ayrılmaz bir parçası haline geldi. Hoodie’lerin altın çağı, 1970’lerde hip hop’un yaygınlaşmasıyla başladı. O dönemde, isyan ateşi bugünkünün aksine küllenmemiş olan hip hop kültürünün en önemli simgelerinden biri, hoodie’lerdi. Suçun kol gezdiği mahallelerde, hoodie’ler hem gizlilik sağlıyordu, hem de otoriteye karşı bir tür meydan okuma anlamına geliyordu. Ancak her özdeşleşme gibi, bu özdeşleşme de yanlış bir genellemeye sebebiyet verdi. Güvenlik güçlerinin algısında, hoodie giyen tüm siyahiler, potansiyel suçlu olarak kodlandı. Ve halen devam eden bu algı, pek çok suçsuz gencin başının belaya girmesine neden oldu. Diğer yandan bu yıllarda kaykaycılar, kayakçılar ve sörfçüler gibi diğer alt kültürlerin mensupları da, hoodie’leri gündelik hayatlarına adapte etti.

ÇARŞI PAZAR HOODIE DOLDU

Küreselleşmenin hız kazandığı 1990’lardan itibarense, Amerikan kültürü ve modası, Türkiye dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanına ihraç edildi. Artık Adidas, Nike gibi spor markalarının yanı sıra Gucci, Tommy Hilfiger, Versace, Ralph Lauren gibi moda devleri de hoodie üretiyordu. Ayrıca hoodie’ler, GAP başta olmak üzere bazı markaların alametifarikası haline geldi. Elbette yerli üreticilerimiz boş durmadı. Pazarlarda bile üzerinde ‘Oxford’ veya ‘Harvard’ yazan ‘akademik’ hoodie’ler bulmak mümkün hale geldi. Artık sokaklarda, taytların ve oduncu gömleklerinin yanı sıra, hoodie fırtınası esiyordu. Ancak ABD’nin aksine, memleketimizde hoodie’ler herhangi bir sınıf veya kimlikle özdeşleşmedi. Ev hanımı da giydi, öğrencisi de. Hip hop’çısı da giydi metalcisi de. Bizim için en önemli özelliği rahatlığıydı. Bugünse hoodie’ler, yukarıda da belirttiğimiz üzere tıpkı kot pantolonlar gibi modası geçmeyen bir temel giyim unsuru haline dönüştü. Dünyanın dört bir yanında yaşayan farklı kesimlerden insanların yanı sıra; Eminem, Snoop Dogg, Rihanna, Madonna, Robert Pattinson, David Beckham, Heidi Klum, Kobe Bryant gibi ünlüler de hoodie’lerin favori kıyafetleri arasında yer aldığını söylüyor. Benzer şekilde hafta sonu Bebek sahili de kapüşonlu ünlülerden geçilmiyor. (Kapüşonlu montuyla özdeşleşen oyuncu Engin Günaydın’ı da unutmayalım.) Kısacası hoodie’ler 1990’lardaki kadar popüler olmasa da, giyenler kimse tarafından yadırganmıyor. Tabii, Lady Gaga gibi her tarafı dikenli hoodie’lerle dolaşmıyorsanız!

*** SİLİKON VADİSİ’NİN HOODIE’Lİ ÇOCUĞU

Facebook’un 27 yaşındaki kurucusu Mark Zuckerberg, adını duyduğumuz ilk günden bu yana hoodie’sini üzerinden çıkarmıyor. Onu başka bir kıyafetle görmek, neredeyse imkansız. Aslında onunki, ilk yıllarında üniversiteli gençler arasında yayılan Facebook’un genç ve yenilikçi ruhuna uygun bir giyim tercihi. Ancak bazı iddialara göre, bu tercihin Zuckerberg’e puan kaybettirdiği durumlar da yaşanabiliyor. Örneğin bazı ekonomistler, Zuckerberg’in geçtiğimiz haftalarda Facebook’un halka arz ediliş töreninde hoodie giymesinin büyük bir hata olduğunu belirtiyor. Hatta, markanın hisse değerinde yaşanan büyük düşüşün, yatırımcıların Zuckerberg’i ‘olgunluktan ve ciddiyetten uzak, sweat-shirt’lü bir çocuk’ olarak görmelerinden kaynaklandığını söylüyor. Elbette bu görüşe karşı olanlar da mevcut. Zuckerberg’i dünyanın en zengin insanlarından biri haline getirenin, giyim-kuşamı değil, beyni olduğunu savunanlar, Silikon Vadisi’nin sweat-shirt’lü gencinin, Wall Street’in takım elbiseli ‘beyefendilerine’ yenik düşmeyeceğini dile getiriyor.

*** ROCKY DE GİYDİ, OBI WAN KENOBI DE

Hoodie’lerin popüler kültürün önemli bir unsuru hale gelmesinde, filmler büyük rol oynadı. ‘İtalyan aygırı’ Rocky Balboa (Sylvester Stallone), 1976 yapımı Rocky filminde Philadelphia Sanat Müzesi’nin merdivenlerini tırmanıp kollarını havaya kaldırdığında, üzerinde gri bir hoodie vardı. (Sonraları klasikleşen bu pozun heykeli bile dikildi.) 1999 yapımı Dogma filminde, Ben Affleck ve Matt Damon takım elbiselerinin altına hoodie giyerek yeni bir giyim tarzının oluşmasına katkı sağladı. Tam olarak hoodie sayılmasa da, Yıldız Savaşları serisinin meşhur Obi Wan Kenobi’si de kapüşonlu Jedi cübbesiyle unutulmazlar arasına girdi. 2001 yılında Donnie Darko’nun üzeri iskeletli hoodie’si, ABD’de büyük bir satış oranı yakaladı. Eminem’in 2002 yapımı 8 Mile filmi de, hoodie satışlarının artmasında pay sahibi oldu.

*** SUÇ UNSURU MU?

Hoodie’ler, özellikle Anglo-Amerikan kültürünün hakim olduğu ülkelerde sık sık suçla ilişkilendiriliyor. Hoodie’leri moda sahnesinden çıkarıp sosyo-politik bir fenomene dönüştüren son olay, 26 Şubat’ta ABD’de yaşandı. Bir güvenlik görevlisi, şüpheli tavırlar sergilediği gerekçesiyle Trayvon Martin adlı, 17 yaşındaki silahsız bir siyahi genci vurarak öldürdü. Martin’in hoodie giyen bir siyahi olması nedeniyle şüpheli görülerek öldürüldüğünü savunan on binlerce ABD’li, olayın ardından ülkenin dört bir yanında ırkçılık karşıtı yürüyüşler düzenledi. Başkan Barack Obama da, “Eğer bir oğlum olsaydı Trayvon’a benzerdi,” açıklamasıyla protestoculara destek verdi. Temsilciler Meclisi üyesi Bobby Rush da, kürsüye geldiğinde kapüşonunu başına geçirerek bir protesto gösterisine imza attı. Benzer şekilde NBA’in önemli takımlarından Miami Heat’in oyuncuları, kapüşonlarını başlarına geçirerek Trayvon anısına poz verdi. İngiltere’deyse 2005 yılında Kent şehrindeki Bluewater alışveriş merkezi, hoodie giyenlerin içeri girmesini yasakladı. Londra’da geçen yıl bir gencin polis tarafından öldürülmesinin ardından başlayan geniş çaplı isyanlar da, isyancıların hoodie giymesi nedeniyle, bu giysinin ülkedeki olumsuz imajını pekiştirdi. Avusturalya’nın Brisbane şehrinde de, geçen yıl dükkan sahipleri hırsızlardan korunmak için hoodie giyenlerin uyarılarak başlarını açmaya davet edildiği bir ‘Hoodie’siz bölge’ oluşturdu. Hoodie’nin suçla özdeşleştirilmesinin yanlışlığı konusunda belki de en duyarlı açıklamayıysa İngiltere’nin şu anki başbakanı David Cameron yaptı: “Biz takım elbiseli adamlar, hoodie giyenleri genelde agresif, asi gangsterler olarak görüyoruz. Oysa bu insanlar, hoodi’leri aslında saldırganlıktan çok bir tür savunma ihtiyacından giyiyor. Eğer tehlikeli bir bölgede yaşıyorsanız, yapacağınız en akıllıca şey, kafanı aşağıda tutarak kalabalığın arasına karışmaktır…”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s