Silikonun fendi, doğallığı yendi

05.02.2012

Bir yandan kanser yapan ‘sanayi tipi silikon’ paniği dünyayı sararken, diğer yandan da tarihin ilk silikonlu göğüs ameliyatı bu yıl 50 yaşına bastı. İşte ilginç bir pazarlık sonucu ilk ameliyata kobay olan kadından silikonları sayesinde ölümden kurtulanlara; tekmili birden bir silikon hikayesi

Yıl 1995… Memleket gündemi en az bugünkü kadar karışık. Ordu, Kuzey Irak’a tam 35 bin askerle sınır ötesi operasyon düzenliyor. Cumartesi Anneleri, Galatasaray Lisesi önünde ilk eylemlerine başlıyor. Sinemamızın iki büyük ismi Belgin Doruk ve Sadri Alışık yaşamlarını yitirirken, yeraltı dünyasının ünlü ismi Dündar Kılıç’ın kızı Uğur Kılıç, Uludağ’da öldürülüyor. İzmir’de bardaktan boşanırcasına yağan yağmur, sele dönüşerek 65 can alıyor. Ancak tüm bu önemli olaylara rağmen, sokakların gündemi çok daha magazinel bir konuya odaklanmış durumda. Her köşe başında silikonları ‘patlayan’ kadın, yani Sevda Demirel konuşuluyor. Demirel de kendisine gösterilen ilgiden ziyadesiyle memnun. Olayın kısa süre ardından, özel bir hastanede yarı transparan sutyeniyle yeni silikonlarını basına tanıtıyor… ‘Patlar mı, patlamaz mı; sağlığa zararı var mı?’ tartışmaları en ciddi tartışma programlarını bile işgal ederken; silikon da böylece Türkiye gündemine bir daha gitmemecesine yerleşiyor. Görselliği ön planda tutan sanatçılara ek olarak, artık halk arasında da silikonlu göğüs ameliyatları yaygınlaşmaya başlıyor. Peki, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın güzellik anlayışını da (bence olumsuz, pek çoklarına göre olumlu yönde) değiştiren silikonun hikayesi nasıl başladı? İlk silikonlu göğüs büyütme ameliyatı nerede ve ne zaman gerçekleştirildi? Daha da önemlisi, göğüslerini büyütmek üzere bıçak altına yatan ilk kadın kimdi? Bu soruları cevaplamak için filmi biraz daha geriye sarıp, 1950’lere gitmemiz gerek. Çünkü pek tanınmayan birinin, ABD’nin petrol başkenti Teksas’ta yaşayan Timmie Jean’in hikayesini anlatacağım sizlere.

TEK BİR ŞARTIM VAR, O DA…
Yoksul bir işçi ailesinin altı kızından biri olarak dünyaya gelen Timmie, 15 yaşındayken okulu bırakıp bir marangozla evlenir ve ardı ardına altı çocuk dünyaya getirir. Defalarca aldatıldığını öğrendiğindeyse, dokuz yıllık evliliğini bir an bile düşünmeden bitirir. Timmie, aynı yıl Meksika göçmeni Fred Reyes’e aşık olur. Romantik ve delişmen bir adam olan Reyes, ilk kocasının ilgisizliğinden bunalmış Timmie’yi öylesine büyüler ki; onu her iki göğsünün üzerine de kendisine duyduğu aşkı simgeleyecek gül dövmeleri yaptırmaya ikna eder. Ancak bu tutkulu aşk da, birkaç yıl içinde sona erer. Ayrılığın ardından Timmie, unutmaya çalıştığı Reyes’i hatırlatan dövmelerine tahammül edemez hale gelmiştir. Böylece genç kadın, çalıştığı fabrikanın anlaşmalı olduğu Jefferson Davis Hastanesi’ne giderek dövmeleri sildirmek istediğini söyler. Klinikte görev yapan Kanadalı estetik cerrah Prof. Dr. Frank Gerow, dövmeleri cilt soyma yöntemiyle silmeyi başarır. Ancak Timmie’nin macerası daha yeni başlamaktadır. Bir süre sonra kontrole gittiğinde, Gerow ve doktor arkadaşı Thomas Cronin’den ilginç bir teklif alır. İkili, doğum sonrası sarkan göğüsleri silikon aracılığıyla düzelten bir yöntem geliştirdiklerini belirterek, 29 yaşındaki Timmie’ye yan etkileri henüz tam bilinmeyen bu yöntemi deneyen ilk kadın olmak isteyip istemediğini sorar. Timmie, o gün aklından geçenleri daha sonra şöyle anlatacaktır: “Vücuduna özen gösteren bir kadın değildim. Ama göğüslerimin sarkmaya başladığını fark etmiştim. Yine de bundan şikayetçi değildim. Asıl sevmediğim yanım kulaklarımın kepçe olmasıydı.” Bu yüzden doktora, “Tek bir şartım var. Sen kulaklarımı para almadan düzelt, ben de göğüslerimi düzeltmene izin vereyim,” yanıtını verir.

ŞAHESER Mİ, CANAVAR MI?
Böylece Timmie önce kulak estetiğini yaptırır, ardındansa tüm riskleri göze alarak göğüs ameliyatı için 1962 yılında bıçak altına yatar. Yöntemin henüz deneme aşamasında olmasının da etkisiyle acılarla dolu geçen 10 günün ardından bandajlar çıkarılır. Gerow ve ekibinin yüzü gülmektedir. Dakikalar boyunca (kendi deyimleriyle) ‘yarattıkları şaheseri’ izlerler. Ardından Timmie’ye “Sen de görmek ister misin?” sorusu yöneltilir. Kadın, beklenmedik bir yanıt verir: “Onlar benim vücuduma ait değil. Ne kendim görmek istiyorum ne de başkalarının görmesini!” Ancak Timmie, araştırmalara göre her iki erkekten birinin kadınlarda ilk baktığı yer olan göğüslerini kolay kolay gizleyemeyecektir. Onu sokakta gören erkekler; adeta canavarlaşarak laf atmaya, ıslık çalmaya başlamışlardır ve Timmie’nin dediğine göre bu ıslıklar birkaç mahalle öteden bile duyulabilmektedir! Çapkınlardan korunmak için büyük çaba sarfeden Timmie, mutluluğu bir yılbaşı gecesi evlendiği Bill Lindsay’de bulur. Bu süreçte Gerow ile Cronin, Timmie’nin kobaylığıyla geliştirdikleri yöntemi Dow Corning firmasına satar.

YAKLAŞIK 10 MİLYON KADIN YAPTIRDI
Ve bugün geldiğimiz nokta… Kısa süre önce 79 yaşına basan Timmie Jean Lindsay’in ardından, 2 milyonu ABD’de olmak üzere dünya genelinde 10 milyona yakın kadın, göğüslerini büyütmek için bıçak altına yattı. Ünlülerin silikona gösterdiği ilgi, onları örnek alan halk kitlelerine dalga dalga yayıldı. Güzellik ve estetik anlayışımız da, bu değişimden nasibini aldı. İdeal ölçüler büyüdü; küçük göğüslü olmak, pek çok kadın için yersiz yere utanılacak bir özellik haline dönüştü. Televizyonlarda kadınlara özel ‘göğüs kadrajları’ standart hale geldi. Geçmişin doğal güzelleri, yerlerini bir bir plastik görünümlü kadınlara bıraktı. Tarih boyunca dişiliğin ve doğurganlığın sembolü kabul edilen göğüsler, kimi zaman başarısız cerrahların elinde ruhsuz iki baloncuk görüntüsüne sahip oldu… Nihayetinde söylemek gerekir ki, herkes kendi bedeni üzerinde sonsuz defa tasarruf yapma imkanına sahiptir ve kimseyi estetik yaptırdığı için yermek yahut övmek doğru değildir. Ancak, doğallığın yapaylığa üstün geldiği ve yaygın beğenilerin yapaylığı ısrarla yücelttiği bir dünya, bilesiniz ki benim kendimi mutlu hissettiğim yer değildir.***

*** DEFALARCA HAYAT KURTARDI
Kudüs’te yaşayan 24 yaşındaki bir İsrailli, 2006’da bir roket saldırısı sırasında şarapnel parçalarının silikonuna isabet etmesi sayesinde ölümden kurtuldu.
Bulgaristan’da yaşayan Elena Marinova’nın otomobili, 2006’da bir başka otomobille kafa kafaya çarpıştı. Marinova, silikonlu göğüslerinin direksiyona çarparak vücudunu geriye itmesi sayesinde yaralanmaktan kurtuldu. Polis yetkilisi kazanın ardından, ‘Silikonları airbag görevi yapmış. Silikonsuz olsaydı kaburgaları kırılarak iç organlarını parçalayabilirdi,’ dedi.
Avusturalyalı Sandi Canesco, trafik kazasında ölen eşinin küllerini, ‘hep kalbine yakın olması için’ silikonların içine koydurttu.

*** ‘SANAYİ TİPİ’ SİLİKON PANİĞİ
Silikonun sağlığa zararlı olup olmadığı yıllardır tartışılıyor. Fransız Poly Implant Prothese (PIP) firmasının ürettiği protezlerde ucuz olduğu için sanayi tipi silikon Türkiye’de ise en az 70 kişinin PIP tarafından üretilmiş silikonları kullandığı biliniyor. Sağlık Bakanlığı, bu nedenle geçen ay söz konusu kişileri arayarak, içinde bulundukları riski kullandığının ortaya çıkmasıyla birlikte, bu tartışmalar yeniden gündeme geldi. Kurucusu Jean-Claude Mas yolsuzluk ve ölüme sebebiyet verme suçlamalarıyla tutuklanan PIP’in, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 66 ülkeye ihracat yapması nedeniyle haber, büyük panik yarattı. Dünyada yüz binlerce, durum hakkında bilgilendirme yaptı. Fransa’da şu ana kadar PIP implantı taşıyan sekiz kadına kanser teşhisi kondu.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s