GOOGLE NİYETİ BOZDU MU?

İnternet dünyasının imparatoru Google, yeni gizlilik sözleşmesiyle tarihte eşi benzeri görülmemiş bir güce sahip olmaya hazırlanıyor. Ancak kişisel bilgilerinizi, en ince ayrıntısına kadar öğrenmeye hazırlanan bu dev şirkete ‘Dur!’ demek için hâlâ yeterli vaktiniz var

‘Bilgi güçtür’ deyişinin görsel karşılığını arasaydık, herhalde Google logosundan uygununu bulamazdık. Zira Google, arama motoru/bilgi sunucu olarak girdiği internet dünyasında, hem mevcut alanlara yayılarak hem de kendi başına yeni alanlar yaratarak, ‘topraklarının’ ucu bucağı belirlenemeyen bir imparatorluğa dönüştü.

Geldikleri nokta dolayısıyla, internet kullanıcılarının ‘el mahkum’ Google servislerini kullanacağını bildikleri de şüphesiz. Bu yüzden, alacakları tepkileri pek de umursamadan, 1 Mart’tan itibaren güvenlik politikalarında detaylı bir değişiklik yapma kararı aldılar. Sevimli bir çizgi filmle tanıtılan değişikliklerin aslında o kadar da sevimli olmadığını belirtmemiz gerek. Çünkü Google, artık tüm hareketlerimizi gözleyen ‘Büyük Birader’ olmaya daha yakın. Neden mi?

İşin özü şu: Farklı sitelere üye olurken karşımıza çıkan ‘Gizlilik Sözleşmeleri’ni bilirsiniz. İşte Google, 60’ın üzerindeki servisi için hazırlanmış sözleşmeleri tek bir sözleşmede topladı. Yani artık kullanıcılar hangi Google servisini, hangi cihazla kullanıyor olursa olsun, tek bir kişi olarak değerlendirilecek.

Bu durum iyi; çünkü artık Google’da yaptığımız aramalarda, önceki aramalarımız ve beğenilerimiz kaydedildiği için daha isabetli sonuçlarla karşılaşacağız. Çizgi filmde şu örnek veriliyor: “Artık ‘jaguar’ kelimesi yazdığınızda, hayvan olan jaguarı mı yoksa otomobil markası olanı mı kastettiğinizi anlayacağız.”

Kötü; çünkü Google artık hakkımızda en yakın arkadaşımızdan bile daha çok şey bilecek! Girdiğimiz sitelerden e-maillerimize, YouTube’da izlediğiniz videolardan takvime kaydettiğiniz planlarınıza, Blogger’da yazdıklarımızdan Google servislerini kullandığımız telefonlarımızın modeline ve ne zaman nerede bulunduğumuza kadar her şey tek bir dosya içerisine kaydedilecek. Bu dosya da yasal gereklilik halinde devletlerle paylaşılabilecek. Bu tür bir ‘fişlenme’nin gerçek hayatta geçerli olduğunu düşünün: Gün içerisinde konuştuğunuz her kişiden ya da izlediğiniz her videodan bir şirketin veya devletin haberdar olmasını ister miydiniz?

Kötü; çünkü Google servislerini kullanacaksanız, bu sözleşmeyi kabul etmek zorundasınız. ‘Ya içindesindir çemberin ya da dışında,’ durumu söz konusu.

Kötü, çünkü az da olsa kişisel bilgilerimizin ‘yanlış ellere’ geçmesi ihtimali bulunuyor. Google, bilgileri kullanıcı izin vermediği sürece kimseye vermeyeceğini garanti ediyor. Ancak diyelim ki, Google’a büyük bir siber saldırı düzenlendi. O zaman ne olacak? Ya bilgilerimiz, en ince detayına kadar internet korsanlarının eline geçerse?

Kötü, çünkü gayriresmi sloganı ‘Don’t Be Evil’ (Kötü olma/Şeytanlaşma) olan Google, elinde şeytanlaşmaya müsait bir güç tutacak. Aşırı gücün kişileri ya da kurumları nasıl yoldan çıkardığı tecrübelerle sabit.

Son tahlilde, biz internet kullanıcıları, son derece olumsuz bir durumla karşı karşıyayız. Ancak 1 Mart’a kadar hâlâ zaman var. Google üzerinde baskı yaratarak, geri adım atmalarını sağlamak elimizde. ABD Kongresi’nin, geçen ay tepkiler üzerine sansür tartışmalarına yol açan iki yasa tasarısını askıya aldığını unutmalıyım.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s