Kürt köyünden Avrupa’nın sanat galerilerine

Irak’ın kuzeyindeki Süleymaniye kentinde, 1939’da dünyaya gelir Hacı Hanım. İmkansızlıklar içerisinde büyüdüğü için okula gidemese de, çocukluktan itibaren güzel sanatlara meraklıdır. Bitkilerden elde ettiği doğal boyalarıyla, köydeki evinin duvarlarını boyamaya koyulur önce. Ailesiyse elinin “işe yatkın” olduğunu fark edince ona bir dikiş makinası alır. Böylece Hanım, bir yandan resim çizip, diğer yandan annesinden öğrendiği tekniklerle düğünlerin sık olduğu kentte gelinlik dikmeye başlar.

KÖRFEZ SAVAŞI HAYATINI DEĞİŞTİRDİ

Ancak yaşadığı coğrafyanın gelenekleri, çok geçmeden onun hayatını da etkisi altına alır. Hanım, henüz 17 yaşındayken, 6 çocuk babası bir adamla evlendirilir. Kendi çocuklarının da dünyaya gelmesiyle birlikte zamaı kalmadığından, mecburen fırçasını ve boyalarını rafa kaldırır. Bundan böyle dikiş makinasını da yalnızca çocuklarına kıyafet dikmek için kullanacaktır. Hanım, çocuklarının belli bir yaşa gelmesinin ardından aile bütçesine destek olmak için hemşirelik yapmaya başlar. Artık maharetli elleriyle, binbir dertten muzdarip hastalara derman olmaktadır. Eşini 1990-1991 yıllarındaki Körfez Savaşı sırasında kaybetmesiyse, hayatının dönüm noktası olur. Mülteci olarak Hollanda’ya giden Hanım, burada çocukluğundan beri beklediği fırsata kavuşur. Artık boş zamanı vardır ve diğer mültecilerle birlikte yerleştirildiği sığınma evinin  etkinlik odasında rahatsız edilmeden saatlerce resim çizebilmektedir.

‘KESİK KULAKLI ADAM’IN İZİNDE

Sıkılıp kendini sokağa attığındaysa kentteki müze ve sergileri tek tek gezer Hanım. Tablolardaki renk ve tasvirleri saatler boyu inceler. Bu süreçte en çok etkilendiği ressam, adını telafuz edemediği için “Kesik kulaklı adam” diye nitelediği Van Gogh olur. Bu ‘hızlandırılmış kursun’ en büyük faydası, hayatında hiç resim eğitimi almayan Hanım’ın, çizgilerinin özgünlüğünü fark etmesi olmuştur. Kendine güveni gelen Hanım, çevresindekilerin desteğiyle 2005 yılında Amsterdam’da ilk ufak çaplı sergisini açar. Büyük ilgi gören bu sergiyi, Hanım’ın daha büyük çaptaki 10’un üzerinde sergisi takip eder. Ülkenin önde gelen galerilerinin tablolarını istemeye başlaması üzerine Hollanda basınının dikkatini çeken Hacı Hanım, artık ‘Renklerin Leydisi’ olarak adlandırılmaktadır.

KÖYLERİNİ, İNSANLARINI ANLATIYOR

Yoksul bir Kürt köyünden Hollanda’daki sanat galerilerine uzanan bu modern “Külkedisi” hikayesinin kahramanı olan Hacı Hanım, bugün yaşadığı ülkenin en başarılı ressamları arasında kabul ediliyor. 100’ün üzerinde tablosu, önemli galerilerde sergileniyor. Onun resime neden tutkun olduğunuysa, belki de en iyi kendi sözleri özetliyor: “Ülkemdeki bitmek bilmeyen savaşlar yüzünden ne güzel doğanın tadına varabildik, ne köylerimizin, insanlarımızın, ne de rengarenk düğünlerimizin… Bu yüzden ülkesinden uzakta yaşayan bir kadın olarak aklımda yer eden tüm güzellikleri ve renkleri tablolarıma yansıtmaya çalışıyorum…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s