MESLEKLERİ ÖLÜME MEYDAN OKUMAK

Ölüm korkusu, farkında olmasak da gündelik yaşantımızdaki pek çok davranışın nedenidir. Örneğin bir gün yok olup gideceğimizi düşündüğümüz için bu dünyaya “kalıcı eserler” bırakmak isteriz. Bu eser bazıları için bir kitap, bazıları içinse bir evlat olabilir. Gazetelerdeki cinayet haberlerinden ve trafikte rastlaştığımız cenaze arabalarından gözlerimizi kaçırmamızın sebebi de aynı korkudur.

Buna rağmen dublörlüğün de aralarında bulunduğu bazı meslek dallarında, insanlara benliklerinin bu en temel korkusunu hiçe saymaları karşılığında yüklü maaşlar vaat edilir. Tıpkı geçen ay önce ülkemize gelen ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın dublörü gibi… Siyasetçilere ve askerlere dublörlük yapan kişiler, suikast korkusu nedeniyle yıllarca diken üstünde yaşarlar. Çoğunlukla yaşadıklarını anlatmadan öldükleri veya “çok şey bildikleri” gerekçesiyle öldürüldükleri için dublörlerin iç dünyalarını öğrenmek kolay değil. Ancak tüm engellere rağmen anılarını yazmayı göze alanlar da mevcut.

MORGDAN ÇIKTI, DUBLÖR OLDU

Bu kişilerden biri olan ve II. Dünya Savaşı sırasında Sovyetler Birliği lideri olan Josef Stalin’in dublörlüğünü yapan Felix Dadaev, otobiyografisinde ‘mesleğe’ nasıl başladığını şöyle anlatıyor: “Sovyet ordusunda savaşırken vurularak hastaneye kaldırıldım. Öldüğümü düşünerek beni morga taşıdılar. Ama bir süre sonra ayıldım ve insanların şaşkın bakışları arasında hastaneden çıktım. İyileştikten sonra 1943’te bir KGB yetkilisi ‘Stalin’e çok benziyorsun. Onun dublörü olacaksın’ diyerek ordudaki yeni görevimi tebliğ etti. Tercih şansım yoktu.” Dadaev’in hazırlık süreci de aynı gün başlamış. Stalin’in tüm görüntülerini izlemiş; jestlerini, mimiklerini, yürüyüşünü ve sesini ona benzetmek için gece gündüz çalışmış. Sovyet lider yerine mitinglere ve tehlike unsuru yüksek toplantılara katılan Dadaev, kitabında atlattığı sayısız ölüm tehlikesine rağmen yaptığı görevden pişmanlık duymadığını belirtiyor.

ALMAN ORDUSUNU TUZAĞA SÜRÜKLEDİ

Savaşın efsanevi generallerinden İngiliz Bernard “Monty” Montgomery’nin dublörü M. E. Clifton James de hatıralarını yazanlardan. Gerçek mesleği aktörlük olan James’in generale benzerliği, ordu için çekilen bir propoganda filminde rol alması sayesinde fark edilmiş. James, beyaz perdeye de aktarlan I Was Monty’s Double (Monty’nin Dublörüydüm) adlı kitabında, Cebelitarık’taki bir toplantıda kendisinden bilgi sızdırmaya çalışan Alman ajanlara yanlış bilgi vererek Montgomery’nin hayatını kurtardığını ve Alman ordusunu tuzağa sürüklediğini anlatıyor. James, görevinin ne kadar zorlu olduğunu ise “Rolümde yapacağım en ufak hata ölümüme neden olabilirdi” sözleriyle vurguluyor.

11 SUİKAST ATLATTI

Ortadoğu liderleri arasında da dublör kullanımı oldukça yaygın. Ekim ayında yaşamını yitiren Libya lideri Muammer Kaddafi’nin ve Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin’in görevi süresince onlarca dublöre sahip olduğu biliniyor. Saddam’ın asılmasının ardından eşinin ve metresinin “Asılan o değil bir dublörüydü” açıklamasını yapmaları, bu nedenle büyük şüphe uyandırmıştı. Saddam’ın oğullarından Uday’ın dublörü Latif Yahia ise zorla başladığı mesleği sırasında en çok sıkıntı yaşayanlardan. I Was Saddam’s Son (Saddam’ın Oğluydum) adlı bir kitap kaleme alan Yahia, ortaokuldan tanıdığı Uday’ın Körfez Savaşı sırasında kendisine gelerek “Benim dublörüm olacaksın” dediğini belirtiyor. Yahia, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Başlangıçta bu talebi reddettim. Bu yüzden beni bir zindana atıp ve kız kardeşime gözümün önünde tecavüz etmeye kalkıştılar. Görevi kabul etmekten başka çarem yoktu. Çok sayıda estetik operasyon geçirdim. İyileşme sürecinin ardından defalarca cepheye giderek askerlere moral verdim. Savaş sırasında gazetelerde yayımlanan Uday fotoğraflarının çoğunda ben vardım.” Görevi süresince tam 11 suikasttan kurtulduğunu belirten ve yaşadıkları The Devil’s Double (Şeytanın İkizi) adlı filmle beyaz perdeye aktarılan Yahia, sonunda canımı kurtarmak için halen yaşamını sürdürdüğü ABD’ye kaçtığını belirtiyor.

ATATÜRK’ÜN DE DUBLÖRÜ VARDI

Bazı kaynaklarda ise Cumhuriyet’in kurucu kadrosunda yer alan ‘Ayıcı’ lakaplı Mehmet Arif Bey’in Atatürk’ün dublörlüğünü yaptığı iddia ediliyor. 1923 yılında Eskişehir milletvekili seçilen Mehmet Arif Bey, İzmir suikasti davasında suçlu bulunarak idam edildi. Resmi tarih tarafından doğrulanmamakla birlikte, Mehmet Arif Bey idam sehpasına götürülürken “Kuzum, söyleyin Mustafa’ya. Kurtarsın beni” der. Ceza infaz memurları ise “Sabahın bu saatinde bir kelle için adamı uyandırmayalım” yanıtını verir.

RİSKİ İNKAR EDİYORLAR

Peki, böyle zorlu bir görevi icra ederek başkası adına ölümü göze alan dublörler ne gibi psikolojik sorunlarla karşılaşıyor? Uzmanların bu konudaki görüşleri şöyle:

Özgür Öztürk (Psikolog): Zorlama olmadan bu tür görevler üstlenen kişilerde iki farklı psikolojik mekanizma devreye girer. Bunlardan ilki inkar mekanizmasıdır. Yaptıkları işin ne kadar riskli olduğunu görmezden gelirler. Tıpkı madenciler gibi dublörler de çalışırken ölümcül risk altında olduklarını düşünmezler. İkincisi ise rasyonalizasyon, yani mantığa bürüme mekanizmasıdır. Bir dublör şöyle düşünür: “Şu ana kadar kaç başkan suikasta uğradı ki? Hem zaten çok sıkı korunuyorum. Bana asla bir şey olmaz.” Bu iki mekanizma devreye girmeden böylesi riski görevleri sürdürmek mümkün değildir.

ASIL SIKINTI EMEKLİLİKTE

Erhan Yaşar (Psikiyatrist): Dublörler, günümüzde hedef şaşırtmak için en az gerçek liderler kadar sıkı korunuyorlar. Bu yüzden başlarına kolay kolay bir şey gelmeyeceğinin farkındalar. Yine de zor bir görevleri olduğundan sürekli psikolojik destek alıyorlar. Bence onlar için asıl sıkıntı görevleri bittikten sonra başlıyor. Yıllar süren hareketli yaşantının ve yoğun ilginin ardından birdenbire emekli oluyorlar. Ciddi maaşlar bağlansa da eski yaşam tarzlarına dönemedikleri için mutsuzluğa kapılıyorlar. Ayrıca görev için kimlikleri ve bazen estetik ameliyatlarla yüzleri değiştirildiği için sosyal sorunlar da yaşıyorlar.

TV YILDIZLARI GİBİLER

Erdal Atabek (Psikiyatrist): Bu kişiler olağan dışı bir görev icra ettikler için büyük paralar kazanıyorlar. Görevleri bittikten sonra bile hayatları kontrol altında tutuluyor. Diğer yandan kaderleri bir anlamda televizyonlarda birden parlayıp sonra unutulan televizyon yıldızlarına benziyor. Bu yüzden psikolojik sorunlar yaşamaları muhtemel.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s