HAZİRANDA ÖLMEK ZOR

Türk edebiyatının sonbahar ayıdır haziran. “Tek kitapla peygamber olunuyor da şair niye olunmasın” diyen Ahmed Arif’i almıştır aramızdan. Gerçi ismiyle müsemma şair ilkbahara meftundur, sonbaharı sever mi bilinmez: “Haberin var mı taş duvar? Demir kapı, kör pencere, yastığım, ranzam, zincirim… Dağlarına bahar gelmiş memleketimin…”

Yazarlar ve şairler gerçekten ölür mü? O da bilinmez… Ama Arif’ten 21 yıl önce, hem de yine bir 2 Haziran günü Orhan Kemal ayrılmıştır bizden. Son mektubuna “İnandığım doğruların adamı oldum. Böyle yaşadım, karınca kararınca bu doğruların savaşını daha çok sanatımda yapmaya çalıştım. Kursağıma hakkım olmayan bir tek kuruş dahi girmemiştir” satırlarını yazan Kemal, “Bizim ailenin delisi benim!” diyerek veda etmiştir dünyaya.

En umut dolu şiirlerini sonbaharda yazan Nâzım Hikmet ise Arif ve Kemal’den bir gün sonra, yani 3 Haziran’da kavuşmuştur toprağa. “Haziranda ölmek zor” diyen Hasan Hüseyin (Korkmazgil), Orhan Kemal’e adadığı şiirinde şöyle değinmiştir Nâzım’a: “Bir kırmızı gül dalı/Şimdi uzakta/Bir kırmızı gül dalı/Eğilmiş üzerine/Yatıyor oralarda/Bir eski gömütlükte/Yatıyor usta/Bir kırmızı gül dalı/Eğilmiş üzerine/Okşar yanan alnını/Bir kırmızı gül dalı/Nâzım ustanın…”

Evet, Türk solunun da sonbahar ayıdır haziran…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s