Bİr beden, yüzlerce İnsan

Teoman’ın Papatya şarkısındaki kızı hatırlar mısınız? Hani o “çok sevdiği filmi izledikten sonra saçlarını kısacık kestirerek ilk sigarasını içen” kızı… Aslında hiç birimizin o kızdan farkı yok. Çünkü hayatlarımız birbirimizi taklit etmekle geçiyor.

Birlikte vakit geçirdiğimiz insanlarla aramızdaki ilk benzerlik, kendini olaylar karşısında verdiğimiz tepkilerde gösterir: Aynı şeylere sinirlenip, sinirimizi benzer hareketlerle dışa vurmaya başlarız. Kısa süre sonra benzerlik bir aşama daha ileri gider. Artık kullandığımız kelimeler ve konuşma tarzlarımız da birbirini andırmaya başlar. Son aşamada ise benzerlik dış görünüşümüzü etkiler. Bunun en bilindik örneği, yıllar geçtikçe birbirine benzemeye başlayan yaşlı çiftlerdir. Peki neden benzer çiftler? Çünkü zamanla birbirlerinin mimiklerini içselleştirip aynı ifadelerle gülmeye ve üzülmeye başlarlar. Sonuçta doğal olarak yüzleri aynı şekilde kırışır.

Uzun lafın kısası, kendimizi nasıl görürsek görelim hiçbirimiz benzersiz değiliz. Çünkü bir bedende yüzlerce insan taşıyoruz. Hayatımıza giren kişilerden aldıklarımızı harmanlayıp adına karakter dediğimiz bir karışım yaratıyoruz. Bu nedenle bize aşık olan kişiler, aslında bizim özelimizde onlarca insanın bizde bıraktığı izlerden de hoşlanıyorlar. İşte yeni sevgilinin eski sevgiliyi kıskanmasının anlamsızlığı da bu noktada ortaya çıkıyor. Çünkü bu benzerlikler yüzünden bizler, hayatımıza giren kişileri istesek de tümüyle geride bırakamıyoruz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s